Pages

duman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
duman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ekim 2013 Çarşamba

Darmaduman & Haziran

Burayı Duman ve Teoman yazılarıyla doldurmaktan ben bıkmayacağım orası kesin, ama siz bir gün kaçıp gider misiniz bilemiyorum :) Bu aralar müzik piyasasında beni çok mutlu eden şeyler oluyor, yepyeni, gıcır gıcır Duman albümü gibi mesela!



Çok sevdiğim gruplar ve müzisyenler albüm yapınca, yeniye alışma konusunda biraz daha ılımlı olabiliyorum, albümü koşarak alacak, hatmedecek hale gelebilecek kadar. Duman albümleri için de aynısı söz konusu, ancak diğerlerinden farklı olarak, ilk etapta yeni Duman albümlerine zor alışıyorum. İlk dinlediğimde "Yok ya, olmamış bu" deyip, ısrarla dinleyince mutlaka seviyorum. Darmaduman da öyle oldu, belki diğerlerine göre daha kolay alışmış bile olabilirim. Diğer albümlere göre bu sefer isyanı daha bariz görebiliyorsunuz bu albümde, her parçanın bir mesajı mutlaka var. İlk etapta dikkatimi çeken parçalar Gönül İster, Gözleri Kanlı, KöpeklerÖyle Dertli oldu. Seviyorsan İnanıyorsan akılda kalıcı bir giriş parçası olmuş, EyvallahGezi Parkı olayları ilk çıktığı zamanlardan biliyoruz zaten, Yürek radyolarda dönmeye başladı. Tüm parçalar kendine özgü, ve her birinin sözü müziği grup üyelerine ait, dışarıdan alınmış hiçbir parça veya herhangi bir cover yok. En son Altınoluk konserinde Dön Ne Olur'u coverlamışlardı mesela, o da olsa fena olmazdı ama, 13 şarkılık dolu dolu bir albüm olmuş, bu haliyle de yeterince güzel.



İkinci müjde ise Teoman'dan geldi, hem de hiç beklemediğim bir anda! Tadımlık, tek bir single ama, kesinlikle iyi geldi. Tek sıkıntım, single'ı herkesle beraber öğrenmek oldu, Teoman'a dair böyle şeyleri sonradan öğrenince resmen alınıyorum. Halbuki o gelse dese, bak şöyle bir şarkı yazdım, single olarak sürsek mi piyasaya dese, onu piyasaya sürmese bile ben dinlemiş olsam, her şey yolunda olacak. Parçayı görür görmez, daha dinlemeden ilk tepkim "Hem dee benden habersizz??!!" oldu, ama yine de linkine ışınlandım. Yine depresif bir şarkı olmuş, insanın içini burkan cinsten bir Haziran şarkısı. O ses tonuyla, o müzikle, "Bitmiş Haziran.." derken, Temmuz ayında bile depresyona sokabilir insanı. Ama özledik mi, evet özledik, orası kesin! O yüzden, iyi ki geri döndü diyor, ve Haziran'ın yeni albüm habercisi olmasını umuyoruz.

Sokakkedisi ile Müzik Haber'den bu haftalık da bu kadar, diğer yazılarda görüşmek üzere!

25 Ağustos 2013 Pazar

Ağustos: Bir Ay, Üç Konser

Yaz yine hızla akıp geçmeye, bizi de ona yetişmek zorunda bırakmaya devam ediyor. En sevdiğim yaz aktivitelerinden biri olan konserler bu sene peş peşe olunca, bana ortalama 6 günde 1 İstanbul yolları göründü. Araya bir de bayram tatili girince işler iyice karman çorman oldu, ama dedim ya, hepsi o kadar peşpeşeydi ki bayramda bile konsere gittim. Hepsi bana ayrı ayrı mutluluk verdi. Bir de, konser/festival ortamını öyle özlemişim ki anlatamam. Hani bir çadır atsalar, gidip kalacağım, o derece. Şimdilik 3 konserle sakinleştim diyebilirim, ilerleyen zamanlarda kimler Türkiye'ye gelir, ben kimlere giderim bilinmez, ama bu Ağustos benim için konser ayı oldu, orası kesin.



Açılışı Roger Waters ile yaptım. Zaten hakkında pek çok kez yazıldı çizildi o yüzden ben de aynı şeylerden bahsetmeyeceğim. İtiraf etmeliyim ki Roger Waters benim bilinçli seçimim değildi. Bizim evde Pink Floyd hastası babamdır, aylar öncesinden konser haberini duyunca, kendisinin talimatıyla hemen biletleri kaptım. Açıkçası konser için pek bir beklentim yoktu, tabi ki elementary düzeyde Pink Floyd biliyorum, yani kendimi konserde idame ettirecek, şarkılara az çok eşlik edecek seviyedeyim. Ama "duvar" konseptinden habersizdim, babam konserde neler olacağından bana bahsettiyse bile, bu sefer ben sürpriz bozulmasın diye evdeki Live In Berlin dvd'sine yanaşmadım. İyi ki de izlememişim, çünkü en beklentisiz olduğum şeyler hep güzel çıkar, Roger Waters'ta da aynı şey oldu. Çoğu insan gibi ben de hayatımda böyle bir sahne izlemedim diyebilirim, konser süresince hem büyülendim, hem ağladım, hem güldüm, hem de eşlik ettim. Roger Waters ilk günden Gezi Parkı'na verdiği destekle gönül telimizi titretmişti zaten, konserde de aynı şeyi yaptı. Duvara yansıyanları görmeyen kaldı mı bilmiyorum ama, burada görsellere yer vermeyeceğim, çünkü konser boyunca çektiğim fotoğraf sayısı sıfır. Bu da, konser boyunca ne kadar etkilendiğimin kanıtıdır. Bir daha Roger Waters'ı izlemek kısmet olur mu bilmiyorum ama, bir kez olsun böyle bir konser izlemek de kendimi şanslı hissetmeme yetiyor. Bunun üzerine herhangi bir sahneyi beğenebilir miyim bilmiyorum, umarım her şeye burun kıvıran biri olup çıkmam :)



İkinci konser haberi, tam da "Öff ya, artık kimse de Altınoluk'a gelmiyo" diye söylenirken, çarşıda afişin karşıma çıkmasıyla geldi. Duman sevgimden daha önce bahsetmiştim. Bayramın ikinci günü Altınoluk Amfi Tiyatro'da olacaklarını öğrenince, Serap'ı aradım ve koşarak biletleri aldım. Duman'ı toplamda altıncı, Altınoluk'ta ise üçüncü izleyişim olacaktı, ama ben ilk günkü kadar mutluydum. Korkunç kalabalık bayram atmosferini saymazsak, konser çok güzel geçti diyebilirim. Serap'la hem nostalji yaptık, hem de çok eğlendik. Bu sefer sahne şovu olmasına gerek yoktu, çünkü Kaan, Batuhan ve Ari sahneye çıktığı anda eski arkadaşlarıma gelmişim hissine kapıldım, ve onları tekrar Altınoluk'ta gördüğüme çok mutlu oldum. Anlaşılan onlar da mutlu olmuş ki, 21.45'te çıktıkları sahneyi 01.00'da ancak terk ettiler, Kaan şarkı aralarında hiç yapmadığı kadar konuştu, eski/yeni her şeyi çaldılar. Bir tanesi hariç! Duman'ı son izlediğimde, yine aynı şarkı için sızlanıyordum ki, çıkışta Batuhan'a denk gelip bizzat kendisine de sızlanmıştım. Yine yine ve yine çalmadılar, canları sağolsun, Duman bugün olsun, yine dinlerim. Onlar iyi ki varlar, iyi ki geldiler.



Konserlerden sonuncusu Placebo idi, lise hayatımın olmazsa olmaz gruplarından biri. Onların da Türkiye'ye ilk gelişleri değildi ama ben hepsini itinayla kaçırmıştım, o yüzden bu sefer gözümü karartmıştım, tek başıma da olsa gidecektim. Tam da bu düşüncemi dile getirmiştim ki Cem, "Ben ne güne duruyorum?" dedi ve biz bir süre biletlerin satışa çıkmasını bekledik. Yine ışık hızıyla alınan biletlerin ardından, 16 Ağustos Cuma günü Brian Molko'yu canlı görmek ve dinlemek için Parkorman'daydım. Açık söylemek gerekirse konser pek parlak değildi, bir de ben konser esnasında şarkılarda yapılan değişiklikleri sevmiyorum, hep olduğu gibi yorumlansın istiyorum. Bu yüzden de bazı anlarda pek keyif alamadım. Ama Brian Molko'nun kanlı canlı karşımda olduğunu idrak ettiğim her an çok mutlu oldum, yani konsere gittiğime asla pişman değilim. Konser biraz daha uzun sürsün, seyirciyle biraz daha iletişime geçsinler isterdim örneğin, ama Every Me Every You, The Bitter End, Song to Say Goodbye, Meds, Twenty Years, Infra Red gibi şarkılara eşlik etmek bile güzeldi. Yine de, beni o kadar kesmedi ki, bir süre kendi kendime söylemeye devam ettim :) 

***

İşte konser hikayelerim böyle, her biri farklı, her biri güzeldi. Şimdilik sırada pek kimse yok gibi, ama bir Muse gelse hayır demem mesela, veya yollarımız kesişse Teoman'a uçarak giderim. Yeni etkinlikler için hatta kalın, ne olur ne olmaz :)


18 Mayıs 2010 Salı

Duman Dediğimiz

Hiç unutmuyorum, 12-13 yaşlarındayken, dandik bir müzik kanalında abimle Köprü Altı'nın klibini izlediğimiz ilk günü. Beyaz atleti ve uzun saçlarıyla Kaan, güleç yüzü ve kısmen uzun saçlarıyla Batuhan, genç ve uzun saçlarıyla Ari ve sonradan öğreneceğim, Ahu Paşakay'ın -Bal- da bulunduğu klibi izlerken bir gülümseme yayılır yüzüme, elimde olmadan.

Duman'ı bu kadar seviyor olmama ve defalarca canlı dinlememe rağmen, çok zevk alamadım, belki de beklentilerim çok fazla yüksekti, bilemiyorum. Konser kalabalığından, Batuhan diye çığlık atan kızlardan, ve repertuardan tatmin olamamaktan her daim nefret ettim. Oysa walkman-discman-mp3 player aşamalarının her birinde vardı Duman benim için, ayrıntılarına girmek istemeyeceğim Serap'la balkonda konser albümü dinleyişlerimiz, Fatih'in arabasındaki en sevdiğimiz CD, bilmediğim bir şehirde sabahın bi körü gözlerimi Bal'la açışım... Hepsini ayrı ayrı seviyordum, ama Duman konserde beni mutlu edemiyordu işte. Kıskanç, şımarık bir çocuğum ben, sevdiklerimi milyonlar sevmesin istiyorum.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...