Pages

okudum&izledim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okudum&izledim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Kasım 2015 Salı

Okudum&İzledim: Pi'nin Yaşamı

Bir hevesle başlayıp devam edemediğim Okudum&İzledim köşesinden herkese merhabalar! Şu sıralar oldukça ihmal ettiğim blogumu, yine ihmal ettiğim bir kategori ile canlandırmak istedim.

2015 yılında öncekilerden farklı bir kitap challenge'ı oluşturmuştum kendime hatırlarsanız. Kitaplık Kedisi'nin başlatmış olduğu bu challenge'a katılma sebebim hem hedeflerimde bir yenilik yapmak, hem de kütüphanemde bulunan kitapları okuyarak yeni kitap alma arzumu biraz olsun dizginlemekti. Böylece, Filme Uyarlanmış Bir Kitap için kategorisi için kütüphanemde bulunan Pi'nin Yaşamı'nı seçmiş oldum. Sıcağı sıcağına kitabı okumuşken, bir de filmi izleyeyim dedim. İkisi peş peşe yapılmadıysa detayları hatırlamak zor oluyor, haliyle kıyaslamada da zorluklar çıkabiliyor. İşte benim gözümden Pi'nin Yaşamı; elbette önceliğimiz kitaplar.


Her ne kadar best seller sever biri olmasam da, bir şekilde kütüphanemde yerini alan Pi'nin Yaşamı'nı, popüler döneminin bitmesinden çok çok sonra okudum. Dışarıdan göründüğü kadar hafif bir okuma olmadığını söyleyebilirim, yer yer çok detaylı anlatımlar var. Ben kitabı okurken kafamda canlandırmayı severim, bu kitabı okurken ne Pi'nin salı kafamda tam olarak canlandı, ne de filikada yatan Richard Parker'ı hayal edebildim. Örneğin Harry Potter'ın kafamdaki Hogwarts'ı filmdekinden çok çok daha güzeldir :) Yine de, sonu bilinen bir kitap olarak -bu bir spoiler değil, kahramanımız geçirdiği kazadan kurtulmalı ki hikayesini anlatabilsin- kendini okutan bir hikayeydi. Kitaptaki acımasız gerçekleri sevdim, toz pembe bir tablo çizilmemişti. Yine kitapla ilgili takdir ettiğim bir nokta, okurken anlıyorsunuz ki yazar hikayeye girerken de, olayın ilerlediği süreçte de, yazarken yoğun bir araştırma yapmış. Kitabı hafif bir okuma yapmayanın da bu yoğun araştırma ve içindeki doluluk olduğunu söyleyebilirim. Ben görselde görüleceği gibi İnkılap Yayınları baskısını okudum, çeviriden kaynaklanan tıkanmalar olabilir, diğer baskıları okumadığım için akıcılık konusunda fazla bir yorum yapamayacağım. Zira ne olursa olsun en güzelinin kitabı orijinal dilinde okumak olduğunu kabul etmemiz gerekir. 




Filme gelecek olursak... Çoğu uyarlamaya göre daha başarılı diyebilirim. Richard Parker, bir bengal kaplanı olarak film boyunca gözlerimi kamaştırdı, kedilerin her türlüsüne hayran biri olarak onu sevmemem imkansızdı. Ama ben yine bir detay insanı olarak, kitapta etkilendiğim detayları filmde göremezsem hayal kırıklığına uğruyorum. Film bu açıdan ortalama diyebilirim; kitabı okurken kafamda yer etmiş bazı detayları ekrana yansıt-a-madıysa da, hayalimde canlandıramadığım görselleri çekmekte başarılı olduğu kısımlar da vardı. Örneğin ada sahneleri filmde daha güzelken, Pi ile Richard Parker'ın hayatta kalma mücadelesi kitapta daha uzun tutulmuştu, filmde beklediğimden az yeri vardı. Kitaptaki duygusal geçişlerin, acımasız gerçeklerin yerini filmde efektler ve renkler alıyordu, bunlar da temelde edebiyat ve sinemayı birbirinden ayıran farklılıklar aslında. 

Sonuç olarak, Pi'nin Yaşamı benim için mükemmel bir okuma ve seyir olmamakla birlikte, bir hayal kırıklığı da olmadı. Fikir vermesi açısından, filmin imdb puanı 8.0 ve dört Oscar ödülü almış.

İyi okumalar & iyi seyirler!

21 Aralık 2013 Cumartesi

Okudum&İzledim: Muhteşem Gatsby

Plan yapmayı her ne kadar sevmesem de, bunun yeni bir seri olduğunu öngörür gibiyim; Okudum&İzledim serisini bu yazıyla başlatıyorum. Edebiyat uyarlamalarında her zaman kitaplara öncelik veren biri olarak, son zamanlarda kitabını okuyup filmini izlediğim eserler oldu, ben de "Neden olmasın ki?" dedim ve işte buradayım. Okudum&İzledim serisini The Great Gatsby, Türkçesi Muhteşem Gatsby ile başlatıyorum. Gatsby ile başlamamın tek nedeni ise kitabı okuyup hemen ardından filmi izlemiş olmam, ve bunları taze taze yazıyor olmam. Lafı fazla uzatmadan, F.Scott Fitzgerald'ın kitabıyla başlıyorum anlatmaya.


Gatsby'i okumak için, itiraf ediyorum ki filmin çılgınlığının geçmesini bekledim. Sonrasında nasıl olduysa, kitap sipariş ederken gözüme takıldı. Ancak klasikleri okuyanlar bilir, özellikle yabancı klasiklerde her zaman bir çeviri handikapı vardır. Hangi yayınevinden, hangi çevirmenden ve hangi baskısından alacağınızı bilemezsiniz. Bir de klasikleri sadeleştirme gibi bir olay var ki, düşmanımın başına vermesin. Ben kendi adıma, her zaman en uzun ve orjinal aslına yakın olanını tercih ediyorum, kısaltılmış versiyonlarına kesinlikle karşıyım. Bu noktada belirtmekte fayda var, klasiklerde adını bile duymadığınız yayınevlerinin  baskılarına dikkat edin. Gatsby'de ben tercihimi İletişim Yayınları'ndan yana kullandım, ki en sevdiğim ve güvendiğim yayın evlerinden biridir kendisi. Daha sonra kitap hakkında ufak bir araştırma yaptığımda, gördüm ki çoğu çeviri sorunluymuş. Kitabın orjinalinde de fazlaca tasvirler olduğu için, bunu okuyucuya en iyi şekilde yansıtmak önemli. Ben İletişim Yayınları'ndan burada da memnun kaldım. Kitaba gelecek olursak, çoğu insandan da duyabileceğiniz gibi, Amerikan Rüyası'nı çok güzel anlatıyor evet, ama bende genel anlamda bir çığır açmadı. Yine de okuduğum için pişman olduğumu söyleyemem, bir cümlesini favorilerime ekledim, sırf onun için bile okumaya değer. Gelelim kitabın artı ve eksilerine;

+
Yazar anlatmak istediği noktaya çok güzel gelmiş. Yani vermek istediği mesaj ortada. Sonunu havada bırakmamış olması bile bir artı sayılabilir. spoiler Gatsby üzerinden Amerikan Rüyası'nın çöküşü çok güzel anlatılmış, oradaki imgelemeyi sevdim. spoiler 
Sonuç olarak, kitap kendisini okutuyor, bu önemli.

-
Filmden sonra kitabın bu kadar patlaması benim için bir eksiydi, hayal gücümü kısıtladı. Örneğin Gatsby'i hep Leonardo di Caprio olarak gördüm, bu zaman zaman rahatsız ediciydi. İçine girmekte zorlandığınız tasvirler olabilir, onları alt edebildiğiniz takdirde hikayeye girebiliyorsunuz.


Filme gelecek olursak, burada itiraf etmeliyim ki, kitabını okumadığım sürece filmi sonsuza dek izlemeyebilirdim. İzlemek için, filmin popülaritesini yitirmesini, etkisinin geçmesini ve elbette kitabı okumayı bekledim. Kitabı okuduktan sonraki "Acaba film nasıl olmuş?" merakımı da saymam gerekir elbette. Film 2 saat 22 dakika, hiç de ağır gitmeyen, akıcı ve keyifli bir film olmuş. New York'u filmlerde ve dizilerde görmekten çok keyif alıyorum, ekrana çok yakışıyor bence. Gatsby'nin ihtişamını, zaman zaman kitaptan da iyi göstermiş, bazı yerleri abartılı olsa da, rahatsız etmiyor. Filmi izlemeden önce, bildiğim tek şey Leonardo di Caprio'nun Gatsby olduğuydu, onun dışındaki oyunculardan habersizdim. Hem Leonardo di Caprio'yu hem de Tobey Maguire'ı ÇOK severim, filmi sevmemde ikisinin de etkisi büyüktü. Tobey Maguire harika bir Nick Carraway olmuş, öyle ki, kitapta benim için bir anlatıcı olmaktan öteye gitmeyen Nick'i filmde baya baya sevdim. Sanırım Nick Carraway'de Tobey Maguire'a has Peter Parker naifliğini gördüm. Filmlerle ilgili uzun uzun konuşmayı çok da beceremediğimden -bunu geliştirmeyi umuyorum-, artılara ve eksilere geçiyorum.


+
Filmin bana göre en büyük artısı, kitaba sadık kalmış olması. Diyalogların bile tamamına yakını kitabın aynısıydı, bu önemli. Uyarlamaların çoğunda, biraz da uyarlama oldukları için, özgün halinde değişiklikler yapabiliyorlar, okuduğum ve sevdiğim kitaplarda bu beni rahatsız ediyor. Film için yüksek bir maliyet harcanmış olduğu belli, kaliteli  bir yapım izlediğinizin farkına varıyorsunuz. Bir diğer önemli nokta, müziklerin de güzel oluşuydu, elim zaman zaman Shazam'a gitti :) Bir de, izlerken  "Yaşlandın be Leonardo" diye düşünmeden edemedim, ama onu izlemek hala çok zevkli.

-
Yukarıda da belirttiğim gibi, her ne kadar kitaba sadık kalınsa da, abartılmış bazı sahneler vardı. Film için söylenecek pek de eksi bir yön bulunmadığından, bir tek bunu belirtebiliyorum. Derseniz ki "Favori filmin midir?" hayır, kitap favorim olmadığı gibi bu da favori filmim olmadı. Evet güzel, izlemesi keyifli, ama ikinciye izler miyim, sanmıyorum.

***

Evet, benim Muhteşem Gatsby izlenimlerim böyle. Biraz modası geçtikten sonra yazdım ama, benim her zaman yaptığım şey bu, bu tür şeyleri popüler olmadan önce veya olduktan sonra paylaşmak. Okudum&İzledim serisi, zamanını bilmemekle birlikte devam edecek, bundan böyle burada, ve etiket bulutunda bulabilirsiniz.

İyi okumalar & İyi seyirler!

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...