Bu sefer de, yine bir İstanbul-Balıkesir yolculuğunda, yarım saatlik gecikmeye rağmen elimde Elizabeth Gilbert'in Ye Dua et Sev kitabı, sakinliğimi koruyarak bindim otobüse. Bazen yapıyorum çünkü böyle, bestseller kültürümü arttırmak adına, yolda hafif bi okuma olsun diye alıyorum, kafamı yormadan, çıtır çerez gibi okuyorum, ve revaçta olan kitaplar hakkında az çok fikrim olmuş oluyor. Böylece, hali hazırda şarj edilmiş mp3 playerım, kitabım ve telefonumla, bir İstanbul-Balıkesir seferine daha hazırdım artık.
istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
21 Ekim 2010 Perşembe
Bi' Yolculuk
Bu blogu yazmaya ilk başladığım zamanlarda vardı bi yazım, "Bir yolculuğun daha sonuna gelirken..." diye başlayan. Şimdi o zamanlarıma bakıyorum da, çok daha sakinim. Oldukça deneyim kazandım diyebilirim. En basitinden, Susurluk molalarında sinir krizi geçirmiyorum, sükunetimi koruyorum -aslında bu en önemli nokta da bu-.
10 Mart 2009 Salı
Balıkesir'den kaçmak, Balıkesir'e kaçmak
Bu haftasonu, sırf iş olsun diye, üşenmedim, kalktım Balıkesir'e gittim. En az 10 kişi sordu noluyo diye. Annem telaş yaptı, babam ciddiye almadı. İşin komiği, ben de kendimi ciddiye almadım. 5 dakika içinde, yalan olan Ankara planımı, Balıkesir'e çevirdim. Bir an bile tereddüt etmeksizin. Eve telefon açtım, geliyorum dedim, dinletemedim. Ciddiye almaları biraz zaman aldı. Sanırım beni karşılarında görünce tam olarak inandılar. Koca bir güz dönemi boyunca eve sadece ve sadece 1 kere gidersem olacağı bu tabi. Annemi korkutmuş, babamı ikna edememiş olurum. Güzel olan yanıysa, sırt çantama 2 tişört 1 pantolon tıkıp yola çıkmayalı uzun zaman olmuş, bunu fark ettim. Hiçbir acelem, derdim olmadan yola çıkmamışım. Hep bi atraksiyon, bi koşuşturmaca. Bu yüzden kat ettiğim her kilometre işkence olmuş bana. Bu sefer kendimi sağlama aldım, Balıkesir arabasına bindim. Hava çok güzeldi, yüküm yoktu, daha ne isteyebilirdim ki. Otobüsü beklerken bi süre terminaldeki kediyle oyalandım, son zamanlarda sürekli sövdüğüm feribotta martılara simit attım. Kitap okudum, uyudum, acısız bir şekilde Balıkesir'e vardım. Bir yandansa hala inanamıyordum, sanki yıllar oldu okul açılalı, ben yine eve dönmüyorum... Kendimi sorgulamayı denedim, olmadı. Moralim bozuk değil, kötü bir şey olmadı, her şey yolunda -gördüğüm kabusları saymazsak-, ama ben Balıkesir'e kaçıyorum. Bugüne kadar hep Balıkesir'den kaçtım ben, Balıkesir'e kaçmadım ki. Öylesine garip ve şuursuz bir haldeydim. Balıkesir'de indiğimdeyse, tek hatırladığım, elimde çantam, etrafıma şaşkın şaşkın baktığımdı. Uzaktan izliyormuşum gibi. Oysa yadırgamam gereken, bir tane tanıdık yüz yok, ve babam gelmemiş beni karşılamak için. Uykudayım sanki. Hiç gelmedim. Yokum.
19 Şubat 2009 Perşembe
Bir yolculuğun daha sonuna gelirken...
Kabataslak bahsedeceğim konular şunlar, aktarma merkezleri, yol arkadaşlığı, sıkıcı molalar. böyle planlı programlı karşınıza çıkar dumur ederim işte :))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)