Pages

27 Temmuz 2012 Cuma

@sokakkedisi on Twitter

Yine Yaz'ın rehavetine kapıldım, bir türlü yazamıyorum. Bir şeyler biriktirebildim mi, emin değilim. Ama emin olduğum bir şey var ki, Blogger'ı her şeyiyle çok özledim!

Derseniz ki uzun blog post'u gerekmez, cümlelerini 140 karaktere sığdır, onlar işte buradalar, Nisan 2009'dan beri.Takdir edersiniz ki mobile twitter, mobile blogger'dan daha kolay bir süreç :)

Daha uzun bir yazıyla geleceğim ama! Şimdilik görüşmek üzere diyorum, güzel yaz'ın tadını çıkarın.

http://twitter.com/sokakkedisi

15 Temmuz 2012 Pazar

Kitap Ayraçları

Challenge sonrası görselleri arttırmamla blog biraz renklendi sanki, ne dersiniz? Her ne kadar yazmayı daha çok sevsem de, fotoğraflarla süslemek oldukça keyifli. Bugün de fotoğraflı bir yazı geliyor o yüzden; hatta bol fotoğraflı, daha az yazılı. Yaz sıcağında uzun uzun konuşup canınızı sıkmadan, görsellerle devam ediyorum.

Yaz demişken; benim için yaz bir anlamda daha fazla kitap okumak demek. Daha önce bahsettiğim gibi, kitap okurken sayfaların ucunu asla kıvırmayı sevmediğimden, mutlaka ayraç kullanırım. Kitabın kendi ayracı varsa kitaplıkta da kitabın içinde tutarım o ayraçları. Her zaman kitabın bir örnek ayracı olmuyor, ancak bir yerlerden mutlaka ayraçlar geliyor. Ben de düşündüm, ve kitaplığın dışında kalan ayraçlarımı göstermeye karar verdim. Eminim benim gibi birçok ayraç sever vardır.

Yine kedi temalılar :)

En sevdiğim kitapçılardan biri olan Altınoluk Ezgi Kitabevi'nin kendi ayraçları. Okumak iptiladır!

5 Temmuz 2012 Perşembe

Odamdaki Kediler

Uzuuun bi Challenge'ın ardından herkese merhaba! Umarım beğenmiş ve okurken keyif almışsınızdır. Çünkü ben yazarken çok keyif aldım, ve bitişine üzüldüm diyebilirim. Blog arşivime bakarsanız yazın çok fazla yazı girmediğimi görürsünüz, bu yaz makus talihimi yenmek ve elimden geldiğince yazı yazmak istiyorum, bakalım başarabilecek miyim.

Bugün sizi odama götüreceğim ve oradaki kedilerle tanıştıracağım. Ufacık odamda, bol kedili bir yazıya hazır olun! :)

Huzurlarınızda; kitaplık kedilerim.


Bu da en sevdiğim figürlerden biri, Midilli'den almıştım.

Bu kedilerden bir ordum var gerçekten :)



Malta kedileri :)


                               


Kendisi bana Azerbaycan'dan geldi, teyzemin hediyesi, ismi Haydar.

Odam ufak ve sadece yatak-komidin-çalışma masası ve kitaplıktan oluşuyor. O yüzden metrekare başına bir hayli kedi düşüyor. Sırada masamda ikamet etmekte olan kediler var;

Daha önce bahsettiğim, her sene mutlaka aldığım Giller takvimi ve arkada kedili bir sergi davetiyesi.

Fotoğrafta kaç kedi var bulun :)

30 Haziran 2012 Cumartesi

30.Gün: Sonsöz

Haziran ayı bitimiyle, Challenge'ımın sonuna geldik. Üzerimde Challenge'ı bitirmenin haklı gururu var. 30 günlük Haziran ayında 30 yazı her sabah aynı saatte yayına girdi. Kiminiz okudunuz, kiminiz yarısında çıktınız. Sizi bilmem ama, ben çok keyif aldım. Hem benim için pratik oldu, hem de blogun pası silindi.

Sonsöz deyişime de aldırmayın, Challenge'a bir sonsöz yapmak istedim. Bir yere gittiğim yok, uzun uzun yazmasam bile -malum, yaz tribi- takipte olacağım. Okumaktan çok keyif aldığım bloggerlar ve her gün merakla göz gezdirdiğim Blogger İstatistikler'i var.

Peki bana bir iyilik yapar mısınız? Olumlu olumsuz eleştirileri, ve en çok hangi günün yazısını beğendiğinizi yorum olarak bekliyorum. Yazmazsanız da dert değil, zira yine yazacağım. Kafamda yeni fikirler var ve hayata geçirmek için uygun zamanı bekliyorum. Ne de olsa, Show must go on, öyle değil mi?

Temmuz ayında Haziran kadar hareketli olmayabilir, ve biraz sessiz olabilir buralar, ama yine de irtibatta kalalım :) Her şey planlı gitmiyor blogda, bir gece ansızın gelebilirim!

Hadi yazın, keyifle okuyacağım çünkü.

29 Haziran 2012 Cuma

29.Gün: En Sevdiğim Yemek Restoranı

                                                              kaynak: www.baynihat.com.tr

Bugün en sevdiğim yemek restoranları arasında, bizim buraları bilenler için klişe, bilmeyenler içinse gelmelerine değecek bir yerden bahsedeceğim; Bay Nihat Cunda. Ayvalık'ın şipşirin Alibey (Cunda) Adası'nın en bilindik, aynı zamanda en lüks balık lokantasıdır Bay Nihat. Ancak aklınıza sadece balık (papalina!) gelmesin, en güzel Ayvalık mezelerini bulabileceğiniz Cunda adasında, Bay Nihat'tan iyisini düşünemiyorum. Sahil şeridindeki restoranı ve bol kedileriyle Bay Nihat, nispeten pahalı da olsa, hizmeti için değdiğini söyleyebilirim. Ahtapot salatası, kabak çiçeği dolması, deniz börülcesi ve közlenmiş patlıcan salatasını yemeden gelmeyin sakın! Rakıyı söylemiyorum bile.

Üstüne bir de Taş Kahve'de damla sakızlı kahvenizi için. Normalde içtiğiniz damla sakızlı kahvelerden farklı olduğunu göreceksiniz.

Buradan sitelerine göz atabilirsiniz.

28 Haziran 2012 Perşembe

28.Gün: Benim İçin Çok Değerli Olan Bir Eşya


Tanıştırayım, büyükbabamın fotoğraf makinesi. Gazi Eğitim'de öğrenci olduğu yıllarda harçlığını çıkarmak için kullandığı, annemin ve teyzelerimin bütün çocukluk hallerini fotoğrafladığı makine. Söyleyecek çok şey var aslında, ama nereden  başlayacağımı ve makinenin bana hissettirdiklerini nasıl anlatacağımı bilmiyorum. İlk öğretmenim -anneannemle birlikte tabi-, ve çocukluğumun büyük kısmını yanında geçirdiğim büyükbabamın en büyük hatıralarından biri bu makine. Benim için çok değerli olan bir eşya sorulduğunda, başka bir şey düşünemedim. Makinenin sahibi de, taşıdığı anlam da benim için çok önemli çünkü.

27 Haziran 2012 Çarşamba

27.Gün: El Yazım

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...