Pages

8 Mayıs 2009 Cuma

Çelişki

Yapmam gereken tonlarca iş var ve tüm umutlarımı haftasonuna yüklemiş bir haldeyim şu an. Her erteleme eğilimi olan insan gibi, ben de bir sürü paper'ı, ödevi bu haftasonuna kilitlemiş durumdayım. Ne kadar bahar sempatizanı bi insan olmasam da, güzel havalar beni de dağıtıyor. (beni bu güzel havalar mahfetti diyerek büyük şairi anıyoruz burdan) Ama asıl çelişkimiz başka. O başlı başına bir yara. Kanatmadan tedavi edebiliriz bence, üstüne gitmenin bir anlamı yok. Ama bu mevsimde çok güzel olur... 2 hafta önce zeytinler çiçek açmak üzereydi? Uff, çok pastoral oldu farkındayım. Ama aklıma getirdiğimde gözlerimin dolmasına sebep olan tek pastoral betimleme bu. Onun dışında, kendi içimde kararlıyım, gitmeyeceğim. Yol yok bi süre. Karar verip yola çıkma aşamam ne kadar kısaysa, dizimi kırıp oturmam da bir o kadar kısa. Zaten baharda rehavet çöker bana. İçime sevinç dolmaz, bugüne kadar hiçbir baharda aşık olmuşluğum yoktur. Mevsim dönüşlerinden en çok kıştan bahara dönen kısma gıcığım. Yaz çocuğu olmama rağmen, yazın sonbahara dönüşü bile daha güzel gelir bana. Bahardaki huysuzluğum.. ben bile sevmiyorum o ruh halimi. Üstümdeki ağırlık da cabası. Ama burdaki haftasonu rehaveti duygusuna kadar seviyorum. Pastoral'den lirik'e geçip, fonda Sezen Aksu ile (Kalbim Egede Kaldı?) içlenmenin bir anlamı yok. Oturalım oturduğumuz yerde. Ve baharın yerini yaza bırakmasını bekleyelim.

Ya da bahar festivali gelsin, hiç bitmesin. Finallerden bahsetmiyorum bile. Hepimiz kalalım o şekilde. Hem Mayıs sonu daha bi yazı anımsatır insana.

6 Mayıs 2009 Çarşamba

1.Geleneksel Hıdırellez Kutlaması

Bugün, altın kızlar olarak (Güneş, Mirve, Ayşegül, Bengü, ben) 5 Mayısı 6 Mayısa bağlayan gecede, dileklerimizi bir kağıda çizerek yerini belirtmek istemediğim bir gül ağacının dibine gömdük :) Dileklerimizi yazmayı ve ağaca asmayı gereksiz bulduk, afişe olmamak için, o yüzden gömelim dedik. Ama çizimim o kadar kötüydü ki, herkesten önce bitirdim, çizdiğim şekil de çok basitti. Gerçi düşününce, başka türlü çizmek mümkün değil diyorum. Ama ne çok dileğimiz varmış, kızlar çizmeyi bir türlü bitiremedi. Bense bir süredir içimi en çok kemiren şeyi, anasınıfı çocuğu gibi çizdim. Bitmek bilmeyen uzun bir otoban şeridi. Bir de, meyve kasalarını yakıp üzerinden atladığımız günler canlandı aklımda. Yine hafızamın bir oyunu olarak.

1 Mayıs 2009 Cuma

An

Hayatta çok garip anlar var. Deryayla yıllar sonra ilkokulumuzun bahçesinde koşuşumuz, metrodaki çocuğun flütle "hatırla sevgili" çalması, taksimde midye dolma tezgahının kokusunu alıp altınoluk'u özleyişim gibi. Bir de, kahkaha sesi. Dün gece, İkinci Bahar'da, ellerimi yıkarken, henüz daha üşümemiş, Fatih bana polarını vermemişken, bizimkilerin kahkahalarını duyunca gülümsedim elimde olmadan. Kendimi çok huzurlu hissettim. Tatilin kötü enerjisini üzerimden tamamen attığım andı o an. İyi ki döndük, iyi ki burdayız.
Bir de, iyi ki varsın yeşil Efe :)

not: sabahın bu saatinde bu kadar oluyor.

24 Nisan 2009 Cuma

Tatille Beraber Gelen Yeme Bozukluğu

Her şeyi en başından anlatarak ne kendi keyfimi ne de sizin keyfinizi kaçırmak istiyorum. Önümüzde hala 2 koca gün var bahar tatilinin bitmesi için, ve ben hiçbir tatilin bitmesini böyle istememiştim. Kemer'de bir otel odasında kendi yemek alışkanlıklarımı sorguluyorum şu an (ruh halimi sorgulamayı bıraktığım için sanırım)

11 Nisan 2009 Cumartesi

Uçurtmalar

Yeni bir Teoman albümüyle beraber, çok daha farklı bir heyecan içindeyim şu an. Bazen bir şeyi görüyorum veya duyuyorum, o an idrak edemiyorum, çok sonra kafama dank ediyor. Elif Şafak'ın Teoman'a şarkı sözü verdiğini bir yerde okumuştum (o kadar idrak edememişim ki nerde okuduğumu bile hatırlamıyorum. yoksa okumamış mıydım? yok canım okudum tabi. televizyon izlemem ki ben) Yazılarını okurken beni aptala çeviren Elif Şafak'ın yazdığı sözleri, sarhoşken bile sesini duymak için bas bas bağırdığım, konser afişini gördüğüm yerde yapıştığım Teoman'ın söylemesi.. Ooof. Hayır bunun bi tarifi yok. Bir taraftan parçanın kendisini dinliyor olsam bile yok. Evet yeni Teoman albümü heyecanının çok ötesinde bir şey bu. Alıntı yapmayı sevmem ama. Bu bir istisna. Elif Şafak yazmış, başımın üstünde yeri var :)


7 Nisan 2009 Salı

Kayıp Eşyalarınız İçin Müracat : Müdüriyet

Evet arkadaşlar. Artık canımıza tak etmiş durumda. Oda taşıyor. Güneşle neyi nereye koyacağız bilemiyoruz. Zira odada bize ait olmayan şeylerin sayısı gittikçe artıyor. İşin komiği, bir kısmının sahipleri belli olmakla birlikte, bu insanlar eşyalarını almamakta ısrar ediyorlar. Bir kısmınınsa sahiplerini kesinlikle bilmiyoruz. Az önce, bizzat odayı dolaşıp, bu eşyaların listesini çıkardım. Lütfen eşyalarınıza sahip çıkınız. Müracat bizim oda, ancak sahiplerini bilmediklerimiz bizi ikna etmek zorunda, her önüne gelene iade yapamayız, oda olarak karar aldık :)

6 Nisan 2009 Pazartesi

uyku sarhoşluğu vol.43626249808

sanmayın ki şimdi yazıcaklarım uykusuzluk sonrası sarhoşluktan. kafamda uzun süredir dönüp duruyorlar, ve ben bir türlü oturup yazamıyorum. kıvranıyorum bi de, her zamanki gibi. evet, yine yol sonrası uykusuz ve sefilleri oynuyor olabilirim, evet yine sabah sabah bütün cinlerim tepemde, ve evet hala abuk subuk rüyalar görmeye devam ediyorum. yine de, en güzel sarhoşluk, uykusuzluğun verdiği sarhoşluktur diyorum.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...