Pages

28 Şubat 2010 Pazar

28 Şubat 2007-2010


Bir 28 Şubat daha geride kalırken, söylenecek pek fazla şey yok aslında.
Güneş'le dolu dolu 3 seneyi geride bırakmışız.
Bir sürü cümle kurabilirim "Eğer o olmasaydı.." diye başlayan.
Eğer o olmasaydı, okulu, yurdu, İstanbul'u bu kadar sevemezdim.
Eğer o olmasaydı, benimle tek bir ağızdan, aynı cümleleri söyleyen kimse olmazdı.
Eğer o olmasaydı, ne yemek sonrası tatlıların keyfine varabilir, ne topuklu ayakkabıların üzerinde durabilir, ne de kötü geçen bir günün ardından kahkahalarla gülebilirdim.
Eğer o olmasaydı, hiçbir parti, hiçbir konser, ve hatta hiçbir ders keyifli olmazdı.
Eğer o olmasaydı, yağmurlu bir günde, İstiklal Caddesinde içilen nargilenin tadını asla alamazdım.
Eğer o olmasaydı, 3.5 sene eksik olurdu, ve ben asla öyle bir dosta sahip olamazdım.

Şimdi çok iyi biliyorum ki, gelip geçen yıllarla, dolu dolu geçen yıllar arasında çok büyük bir fark var. Gecesiyle gündüzüyle, dolu dolu 3 sene bitmiş. Boş geçen uzun senelere bedel.
İyi ki varsın Güneş.

14 Şubat 2010 Pazar

Deneme Bir-Ki: Formspring.me Hadisesi

Yine kelimelerimin tükendiği yerdeyim. Araya bi tatil girdi, dağıldım. Uzundan hallice birkaç entry dışında, pek bir şey ürettiğimi söyleyemeyeceğim. Ekşi Sözlük, Twitter ve Formspring.me üçgeni oluşturdum tatil süresince. Bu üçgenin köşelerinden ilk ikisine değindiğim için, Formspring'den bahsetmek istiyorum biraz, fakat bunun bir test sürüşü olduğunu farz edelim, zira ne geniş kitlelere seslenen bir blog bu, ne de ben güncel yazmakta o kadar ustayım.
***
Aslında her şey, benim internette amaçsızca dolaşırken, formspring linkini sözlük başlıklarında bulmamla başladı. Siteye üye olup onu bir kenara attım, ve hayatıma devam ettim. Yine sıkıcı bir geceyi sabaha bağlarken, can sıkıntısından ve sivri zekamdan, formspring üyelik linkimi sözlük'e yazdım, ve sorular yağmaya başladı. Olay şu, bir inbox'ınız var, diğer üyeler size sorular soruyorlar, ister imzalı (yani nicklerini gösterip) ister imzasız (anonymously) yazıyorlar. Zaman zaman ilginç sorular gelebiliyor, başında saatlerimi harcadığımı söyleyemem, soru sormayı değil cevaplamayı tercih ediyorum, ama evet, soru geldiği sürece keyifli. Bu yüzden de, kendi profilim üzerinden, birkaç yaşanmış kesit sunuyorum, tadımlık, çerez niyetine. Alternatif Formspring.me soru/cevapları da diyebiliriz buna.

19 Ocak 2010 Salı

Bira ve Kahve

Her ne kadar sürekli iddia etsem de çok kötü bir hafızam olduğunu, bazen çok garip şeyler hatırlıyorum. Örneğin, kokular canlandırır hafızamı. Tek bir kokuyla; bir günü, bir anı, bir insanı hatırlayabilirim. Bu koku mevzusunun üzerinde fazlaca durduğum için şimdi uzun uzadıya anlatmak istemiyorum, ama şöyle bir yönlendirme yapabilirim.

17 Ocak 2010 Pazar

Okumak ve Yazmak Üzerine

Bugün, iki kelimeyi bir araya getiriyor olmamı, çocukluğumdan beri okumama borçluyum. Belki çok sinir bozucu bir cümle şu an kurduğum, ama küçükken her gece yatmadan annem ve babam baş ucumda kitap okumasaydı, ben okumayı ilkokuldan önce sökmüş olmasaydım, ve her yaz anneannemin yazlığında asosyal bir çocukken odamdan dışarı çıkmayıp -ve tabi ki arkadaş edinmeyip- kitap okumasaydım, bugün yazabilir miydim, hiç sanmıyorum. Anlatmak istediğimse güzel yazmak değil, sadece yazmak. Hiçbir zaman güzel yazdığımı iddia etmedim, eski yazılarımdan çoğu zaman nefret ettim, tek bildiğim, yazmaktan keyif aldığım. Okunmak gibi bir derdim yok, öyle olsaydı, kilit üzerine kilit vurmazdım yazdıklarıma, köşe bucak kaçırmazdım insanlardan. Hatta şu an, şu yazdıklarım pek çok kişi tarafından okunsun isteseydim, çok kolaydı benim için, sözlükçülerin blogları başlığına bir entry girmek. Her ne kadar eskisi gibi korkmasam da yazdıklarımın okunmasından, ve ne kadar sevsem de insanların yorumlarını dinlemeyi, dilim varmıyor beni de dinleyin demeye. Belki de bu yüzden, lisede ufak tefek bişeyler yazarken, tek okuyucum Nilay ablamdı, tedavi süresince beni anlamaya çalışan psikiyatristim. Oysa çok severdim elinde defterim, yazdıklarımı gülümseyerek okurken onu izlemeyi. Yine de, o dönemde pek çok yazı yazma girişimim oldu, 10 yaşından beri yazdığım ve sakladığım günlüklerim, yazıp yazıp bir dosyada biriktirdiğim ve kendim bile okumadığım yığınla kağıtlarım. İnsanlara mektup yazmayı sevdim hep, uzağımda değil, yakınımda olana bile mektup yazdım. Bir gün, aruz veznini öğrenecek oldum, bütün kelimeleri saçtım etrafa, güzelce karıştırdım, ve sonra tekrar bir araya getirdim, aruz kalıbına uydurup. Hala çok gülerim, edebiyat hocamın bu saçmalıkları kim yazdı diyişine. (Mef'ulü, mefa'ilü... :)

27 Aralık 2009 Pazar

2009 Biterken...

Bir yılın daha sonuna geldik, uzatmaları oynuyoruz.
Şöyle bir durup 2009'a bakıyorum da, keyifli bir yıl olmuş, bana hiçbir kazık atmamış, götürülerinden çok getirileri olmuş.
Ne yalan söyleyeyim, aynı performansı 2010'dan da bekliyorum.

7 Aralık 2009 Pazartesi

Ekşi Sözlük - Kutsal Bilgi Kaynağı

Uzun bir süredir kayıtlı Ekşi Sözlük okuruydum. Bazen boş vakit doldurmak, bazen merak ettiğim bir şeye bakmak, bazen b.kunu çıkarıp bilmediğim İngilizce bir kelimenin anlamına bakmak için girdim sözlüğe. Sözlük fanı oluşumun net tarihini hatırlayamasam da, internet bağlantım var olduğu sürece benim için hep vardı sözlük. Zaman zaman bazı yazarların sırf eleştirmiş olmak için eleştirdiği duygusuna kapılsam da, bi yerden sonra olumsuz eleştirileri kaale almasam da, sözlük eğlencesini hiç yitirmedi benim için.

19 Kasım 2009 Perşembe

Sabaha Karşı Diyalogları

Yer: Altınoluk
Saat: Sabaha karşı 00:00-07:00 arasındaki herhangi bir an
Kişiler: Serap, Deniz

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...