Haziran ayı bitimiyle, Challenge'ımın sonuna geldik. Üzerimde Challenge'ı bitirmenin haklı gururu var. 30 günlük Haziran ayında 30 yazı her sabah aynı saatte yayına girdi. Kiminiz okudunuz, kiminiz yarısında çıktınız. Sizi bilmem ama, ben çok keyif aldım. Hem benim için pratik oldu, hem de blogun pası silindi.
Sonsöz deyişime de aldırmayın, Challenge'a bir sonsöz yapmak istedim. Bir yere gittiğim yok, uzun uzun yazmasam bile -malum, yaz tribi- takipte olacağım. Okumaktan çok keyif aldığım bloggerlar ve her gün merakla göz gezdirdiğim Blogger İstatistikler'i var.
Peki bana bir iyilik yapar mısınız? Olumlu olumsuz eleştirileri, ve en çok hangi günün yazısını beğendiğinizi yorum olarak bekliyorum. Yazmazsanız da dert değil, zira yine yazacağım. Kafamda yeni fikirler var ve hayata geçirmek için uygun zamanı bekliyorum. Ne de olsa, Show must go on, öyle değil mi?
Temmuz ayında Haziran kadar hareketli olmayabilir, ve biraz sessiz olabilir buralar, ama yine de irtibatta kalalım :) Her şey planlı gitmiyor blogda, bir gece ansızın gelebilirim!
Hadi yazın, keyifle okuyacağım çünkü.
30 Haziran 2012 Cumartesi
29 Haziran 2012 Cuma
29.Gün: En Sevdiğim Yemek Restoranı
kaynak: www.baynihat.com.tr
Bugün en sevdiğim yemek restoranları arasında, bizim buraları bilenler için klişe, bilmeyenler içinse gelmelerine değecek bir yerden bahsedeceğim; Bay Nihat Cunda. Ayvalık'ın şipşirin Alibey (Cunda) Adası'nın en bilindik, aynı zamanda en lüks balık lokantasıdır Bay Nihat. Ancak aklınıza sadece balık (papalina!) gelmesin, en güzel Ayvalık mezelerini bulabileceğiniz Cunda adasında, Bay Nihat'tan iyisini düşünemiyorum. Sahil şeridindeki restoranı ve bol kedileriyle Bay Nihat, nispeten pahalı da olsa, hizmeti için değdiğini söyleyebilirim. Ahtapot salatası, kabak çiçeği dolması, deniz börülcesi ve közlenmiş patlıcan salatasını yemeden gelmeyin sakın! Rakıyı söylemiyorum bile.
Üstüne bir de Taş Kahve'de damla sakızlı kahvenizi için. Normalde içtiğiniz damla sakızlı kahvelerden farklı olduğunu göreceksiniz.
Buradan sitelerine göz atabilirsiniz.
Bugün en sevdiğim yemek restoranları arasında, bizim buraları bilenler için klişe, bilmeyenler içinse gelmelerine değecek bir yerden bahsedeceğim; Bay Nihat Cunda. Ayvalık'ın şipşirin Alibey (Cunda) Adası'nın en bilindik, aynı zamanda en lüks balık lokantasıdır Bay Nihat. Ancak aklınıza sadece balık (papalina!) gelmesin, en güzel Ayvalık mezelerini bulabileceğiniz Cunda adasında, Bay Nihat'tan iyisini düşünemiyorum. Sahil şeridindeki restoranı ve bol kedileriyle Bay Nihat, nispeten pahalı da olsa, hizmeti için değdiğini söyleyebilirim. Ahtapot salatası, kabak çiçeği dolması, deniz börülcesi ve közlenmiş patlıcan salatasını yemeden gelmeyin sakın! Rakıyı söylemiyorum bile.
Üstüne bir de Taş Kahve'de damla sakızlı kahvenizi için. Normalde içtiğiniz damla sakızlı kahvelerden farklı olduğunu göreceksiniz.
Buradan sitelerine göz atabilirsiniz.
28 Haziran 2012 Perşembe
28.Gün: Benim İçin Çok Değerli Olan Bir Eşya
Tanıştırayım, büyükbabamın fotoğraf makinesi. Gazi Eğitim'de öğrenci olduğu yıllarda harçlığını çıkarmak için kullandığı, annemin ve teyzelerimin bütün çocukluk hallerini fotoğrafladığı makine. Söyleyecek çok şey var aslında, ama nereden başlayacağımı ve makinenin bana hissettirdiklerini nasıl anlatacağımı bilmiyorum. İlk öğretmenim -anneannemle birlikte tabi-, ve çocukluğumun büyük kısmını yanında geçirdiğim büyükbabamın en büyük hatıralarından biri bu makine. Benim için çok değerli olan bir eşya sorulduğunda, başka bir şey düşünemedim. Makinenin sahibi de, taşıdığı anlam da benim için çok önemli çünkü.
27 Haziran 2012 Çarşamba
26 Haziran 2012 Salı
26.Gün: En Sevdiğim Beş TV / Dizi Karakteri
Bu gerçekten zorlandığım bir liste oldu, çünkü dizi izleyen bir insan değilim, izlediklerim sınırlı ve aşağıda göreceğiniz gibi daha çok eski dizi karakterlerini paylaşacağım. Bir de şunu fark ettim, genelde karakterleri değil de dizinin bütününü seviyormuşum. Ancak sevdiklerim yok mu, tabii ki var, ve iyi ki bu liste beş kişiden oluşuyor, daha fazlasını yapamazdım çünkü :)
Sıdıka
İşte en sevdiğim karakterlerden biri! Çok bilmiş, hazırcevap halleriyle Sıdıka'yı sevmemek mümkün değil. Fotoğrafta abisi Samim'le kavga ederken olsa gerek, dizinin en komik sahneleri Sıdıka-Samim atışmaları bana göre, anne kız kapışmalarından sonra tabi :)
Çılgın Bediş
Bediş de çocukken en sevdiğim karakterlerden biriydi. Sırf onun yüzünden Bediş'inki gibi bir lise hayatım olacağını, motosiklete binip ateş yakıp etrafında çılgınca dans edeceğimi sanırdım. Sonra ne lise istediğim gibi geçti, ne motosiklete bindim, üstüne bi' de dans ederken dizimi sakatladım. Neyse, konumuz bu değildi. Sizce de burada Bediş, tam da hayal kurmaya beş kala ifadesini takınmamış mı?
Çemberimde Gül Oya
İnanın Çemberimde Gül Oya'da en sevdiğim karakteri bulmak için çok düşündüm, ancak dizide her karakter o kadar güzel oluşturulmuştu ki, bir türlü karar veremedim. Yurdanur dedim, Canan Cansev eksik kaldı. Suna Abla dedim, Yurdanur'un annesi Sema Hanım'ı ve Işıl Yücesoy'un müthiş oyunculuğunu hatırladım, Gazi Dede olsun istedim, Ercan'sız dede hiç olmadı. O yüzden, bir istisna olarak bu dizide karakter belirtemeyeceğim, çünkü sevdiğim karakterlerin bütünü bu dizide.
Chuck Bass
Sanıyorum söyleyebileceğim en güncel dizi karakteri Chuck Bass. Gossip Girl'ün -sözde- kötü çocuğu Chuck, izlemekten en çok keyif aldığım karakter. Kendine has Chuck Bass duruşu, kısık sesle ve ağır ağır konuşması, bazen zampara ama hep Blair'a aşık halleriyle bence dizinin en iyi karakteri. Fazla söze gerek yok, o bir Chuck Bass.
Stewie Griffin
Ve işte Stewie Griffin, dünyanın en ruh hastası çizgi film karakteri! Her zaman sinirli halleriyle beni kahkahaya boğan en minik aktivist, suikast planlayıcısı. Gönül isterdi ki yanında elinde Martini'si ile Brian da olsun, ancak Stewie, yalnızken bile başlı başına bir karakter. Fotoğraf; kendisine brokoli yedirmeye çalışan annesini tehdit ederken.
Bu da bonus olsun;
L / Ryuzaki
Captain Tsubasa, Pokemon, Şeker Kız Candy gibi çizgi filmleri saymazsak, izlediğim tek anime olan Death Note'taki L, diğer bir deyişle Ryuzaki, en sevdiğim karakterlerden biriydi. Her daim kambur oturuşu, sürekli tıkınır halleri ve muhteşem zekasıyla, çok iyi bir anime izleyicisi olmasam da, gördüğüm en iyi anime karakterlerinden biri olduğunu söyleyebilirim. Anime izlemek istiyorsanız Death Note'tan başlayabilirsiniz, mevcut pek çok diziden daha sürükleyici ve iyi kurgulanmıştır.
Biraz garip bir kombinasyon oldu ama, benim favori karakterlerim bunlar. Her birini defalarca, sıkılmadan izleyebilirim.
25 Haziran 2012 Pazartesi
25.Gün: En Sevdiğim Fast Food
Fast food'u kim sevmez! Kaldı ki, küreselleşme ve franchising sayesinde, her yerde fast food restoranlarıyla karşılaşmak mümkün. Hal böyle olunca, seçenekler artıyor, ve pek çok firma pazarlarını genişletmeye, yeni ülkelere yayılmaya devam ediyor. Sonra gelsin kilolar :) Ben kendi adıma uzak durmaya çalışıyorum fakat her ne kadar uğraşsam da, zaman zaman bünye pes ediyor ve biraz sağlıksız beslenmek istiyor. Hamburgerden soğan halkasına, patates kızartmasından nuget'lara kadar bütün fast food ürünlerini sevsem de, bir markaya karşı ekstra sevgim mevcut; Kentucky Fried Chicken! Bir tavuksever olarak KFC'den uzak durmam imkansız elbette, acılı çıtır tavukları sevmemek ne mümkün. Favorim ise hot wings, yani acılı kanatlar. Bir de barbekü sos varsa yanına, benim için yeter de artar bile. İyi ki bu post'u tok karna yazıyorum, yoksa koşarak KFC'ye gitmiştim bile! =)
24 Haziran 2012 Pazar
24.Gün: Sevdiğim Bir Kitaptan Alıntı
Kitaplardan bahsederken şiirden hiç bahsetmediğimi fark ettim. Sıkı bir şiir okuyucusu olmasam da, zaman zaman şiir okuduğum da olur. Aklımda bambaşka bir alıntı vardı ancak, daha önce bahsettiğim bir kitaptı, o yüzden bugün şiirde karar kıldım. Hem de Şair Orhan Veli'nin kendi el yazısından :)
keywords
challenge,
kitaplar,
Orhan Veli
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)








