31 Ağustos 2018 Cuma

Kendi Aracınızla Yurt Dışına Çıkmak Artık Çok Daha Kolay!

                                          
Kendi aracınızla yolculuk yapmak gibisi yok! Dilediğinizde mola verirsiniz, canınızın çektiği gibi yemek yersiniz. Gittiğiniz yeri bir turist değil, gerçek bir gezgin gibi keşfedersiniz.
Üstelik aracınızla yurt dışına çıkmak için yapmanız gereken işlemler de her geçen gün biraz daha kolaylaşıyor. Bugünlerde, yeni tip bir çipli ehliyete sahipseniz, Yeşil Kart Poliçenizi yaptırarak sınırı kolayca geçebilirsiniz. Üstelik artık bunu yaptırmak için bir yere gitmeniz, belgelerin peşinde koşmanız da gerekmiyor.
Anadolu Sigorta, Türkiye’de ilk defa Yeşil Kart poliçesini online olarak alma imkanı sunuyor. www.anadolusigorta.com.tr adresini ziyaret edip, plakanızı ve TC kimlik numaranızı girerek işlemi onayladığınız takdirde poliçeniz kapınıza kadar geliyor. Size de seyahat rotanızı çizmek kalıyor.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

13 Ağustos 2018 Pazartesi

Casper’dan Yapay Zeka Teknolojisi: Casper VIA A3 Plus

                                        

Türkiye’nin teknoloji markası Casper, yeni akıllı telefonu VIA A3 Plus’ı kullanıcılarının beğenisine sunuyor. Yapay zeka teknolojili 4+4 çekirdekli Helio P60 işlemcisi ve 6GB belleği ile VIA A3 Plus yüksek performans sınırlarını zorluyor. Ürünün lansmana özel fiyatı 2.699 TL olarak satışa sunuldu.

Casper’ın yapay zeka teknolojisiyle desteklediği yeni üst seviye telefonu VIA A3 Plus piyasaya çıktı. Yüksek performans ve gelişmiş kullanıcı deneyimi sunan Casper VIA A3 Plus, “’akıllı telefon’’ kavramını yeniden yorumlayarak, ‘’hem akıllı hem zeki’’ mottosuyla ön plana çıkıyor.
Performansı ölçerek öğrenme, infrared yüz tanıma ve gerçek zamanlı fotoğraf geliştirme deneyimlerini öğrenebilen Casper VIA A3 Plus, kullanıcılara en gelişmiş teknolojiye sahip akıllı telefon deneyimi yaşatacak. Yapay zeka yeteneği sayesinde telefon, işlemciyi zorlamayan oyunlarda yüzde 12, işlemciyi zorlayan oyunlarda ise yüzde 25'e varan oranlarda pil tasarrufu sağlıyor ve bu sayede daha uzun süre performanslı oyun keyfi yaşatıyor.

Helio P60 ve 6GB RAM  ile Kesintisiz Hız
Casper Via A3 Plus, 4+4 çekirdekli Mediatek Helio P60 A73 işlemcisinde bulunan yapay zeka desteğiyle her uygulamada yüksek performans gösteriyor. 6GB RAM destekli Casper VIA A3 Plus yüksek benchmark skorları elde ederek kesintisiz oyun keyfi yaşatıyor. 80 farklı uygulamanın arka planda çalışmasını sağlarken tek bir dokunuşla başka bir uygulamaya, beklemeden hızlıca geçişler sağlıyor.
                                                                    
Infrared Kamera ile Güvenlik Ayrıcalığı
Casper VIA A3 Plus’ın en dikkat çeken özelliklerinden biri de yüz tanıma teknolojisi. Infrared kamera, yüzü en ince ayrıntısına kadar inceliyor ve gözle görülemeyen farklılıkları bile kolaylıkla algılayabiliyor. 256 adet yüz noktasını ve 16 yüz şeklini ayırt edebilen Casper VIA A3 Plus, tüm ortamlarda yüz tarama sağlıyor. Infrared kamera; kullanıcıları karanlık ortamda, şapkalıyken veya gözlüklüyken de 0.2 saniye içinde algılayıp, telefon açılmasını sağlıyor.

Düşünen ve Öğrenen Kameralarla Benzersiz Deneyim
Yapay zeka teknolojisinin en önemli özelliği olan öğrenme, kameraları kullanırken ve fotoğraf çekerken de büyük kolaylıklar sağlıyor. Yüksek performanslı 16MP RGB renkli ön kamera, en zorlu koşulda bile canlı ve aydınlık fotoğraf çekilmesine olanak sağlıyor. Geniş piksel aralığı ve 400nit parlaklığa sahip olan LED Flash; kapalı alanlarda, atmosferik gece çekimlerinde ve kalabalık portrelerde aydınlık ve berrak fotoğraflar çekilmesini sağlıyor. Ortam ışığını otomatik algılayan, sahne tespiti yapan ve objeleri tanıyan 16+5MP arka kameralar, kullanıcılara kaliteli fotoğraflar çekme olanağı sunuyor. Yapay zekanın nesne tespit özelliği sayesinde, odak istenilen şekilde ayarlanıyor ve odaklanmayan noktalar profesyonel fotoğraf makinelerinde olduğu gibi bulanıklaştırılıyor. Ayrıca VIA A3 Plus çekilen fotoğrafları keskin hatlar ve geliştirilmiş odak teknolojisine sahiptir.

Daha Büyük Ekran, Daha Dayanıklı Tasarım
Casper, yeni telefonunda Helio P60 yapay zekalı işlemcisi ile teknik donanımları üst seviyeye çıkarırken, tasarım ve dayanıklılığı da göz ardı etmiyor. Uçtan uca çerçevesiz 6.2” geniş ekranı ve oval tasarımı ile Casper VIA A3 Plus, kullanıcıya telefonu rahatça kavrama ve kolay kullanma imkanı sunuyor. FHD+  ekranı sayesinde görüntü kalitesini de yükselten telefon, çinko çerçevesi ile de darbelere ve düşmeye karşı yüzde 25 daha fazla dayanıklılık gösteriyor.

Yapay Zeka Sayesinde Uzun Pil Ömrü
Casper VIA A3 Plus, öğrenen teknolojisi sayesinde kullanıcıların en çok şikayetçi olduğu pil ömrü sorununu da çözüyor. İhtiyaca göre diğer programları durduran ve performansını artıran telefon, beklemede olduğu ve kullanılmadığı zamanlarda da pil tüketimini optimize ediyor. Böylece daha uzun süre kullanım imkanı tanıyan Casper VIA A3 Plus, zamanla yıpranmak yerine kendini geliştirerek daha üstün bir kullanıcı deneyimi sunuyor.

Casper VIA A3 Plus Teknik Özellikleri
İşlemci                                     : MediaTek Helio P60
İşletim Sistemi           : Android 8.1 Oreo
Ekran                           : 6.2” FHD+ Incell IPS
RAM                            : 6 GB
Depolama                  : 64 GB dahili, 256 GB microSD hafıza kart kapasitesi
Kamera                      : 16 MP + Infrared Ön Kamera, 16+5 MP LED Flaşlı arka kamera
Boyut ve Ağırlık        : 155 mm X 75.5mm X7.85mm
Pil                                : 3000 mAh
Renk                            : Oniks Gri, Platin Gri
Bağlantılar                 : Bluetooth 4.2, WLAN 802.11 a/b/g/n/ac  Type-C USB
Kutu içeriği                 : AC Adaptör, USB Kablosu, Premium Kulaklık, Kulaklık Çevirici, Mat Sert Kılıf, Ekran Koruma Jelatini, Sim Kart İğnesi

                                                  
Bir boomads advertorial içeriğidir.

6 Nisan 2017 Perşembe

Limon Ağacı

Kitap almama serüvenim, ufak kaçamaklarla da olsa devam ediyor. Bu seneki okuma hedefimde yine kütüphanemdeki kitapları okumak var. Genel olarak bir yerli bir yabancı yazar şeklinde ilerliyorum, onun dışında bir okuma planım yok. Yaratıcı Yazarlık ve Okuma kursundaki okuma listesindeki kitapları da araya serpiştiriyorum, her ay bir kitap okuduğumuzdan fazla etkilemiyor mevcut durumumu.

Dediğim gibi, sabit bir okuma listem yok, kitaplığıma gidiyorum, beni ne çekerse onu alıp okuyorum. İçimde her şeyin bir zamanı olduğuna dair bir inanç var. Bir kitabı o an okuyamıyorsam, doğru zamanın gelmediğini düşünüyorum. 2009 yılında alıp yarım bıraktığım Limon Ağacı da bu kitaplardan biri oldu.



Pegasus Yayınları'ndan çıkan gözden geçirilmiş 6.baskısıydı bende olan kitap. Bunu özellikle belirtiyorum çünkü ilk baskılarda çeviri kaynaklı çok sıkıntı yaşanmış. Benimki gözden geçirilmiş diye belirtilmiş olsa da, yazının devamında anlatacağım bazı eksiklikleri hala vardı.

Limon Ağacı'nı neden 8 sene sonra okumayı seçtim bilmiyorum. Genelde yarım bıraktığım kitaplara dönmüyorum. Ama sanırım benimki kitaba bir şans daha vermekti. İsrail ve Filistin'i gidip gördükten sonra bir şans daha verebilirim diye düşündüm. Kafamda soru işaretleri hala vardı, çünkü Limon Ağacı yarım bırakma konusunda kötü bir şöhrete sahip. Pek çok yorumda "Okuyamadım, yarım bıraktım, hiç sarmadı" gibi şeyler okuyabilirsiniz. Ben son zamanlarda yaptığım birkaç ağır okumanın ardından üstesinden geleceğimi düşündüm ve böylece kitabı sonunda bitirebildim.

Öncelikle belirtmem gerekir ki, Orta Doğu'ya ilgi duymayan birinin okuması çok zor. Arka kapağı okuduğunuzda kitap bir roman izlenimi uyandırıyor. Tarihin kurguya yedirildiği romanları ben de tercih ederim, ama bu kitapta daha çok hikaye tarihin içine serpiştirilmiş. Beklentinizi akıcı bir Orta Doğu hikayesi minvalinde tutmayın. Bol bol tarih okuyacağınız, içinde hem siyasi aktörlerin hem de roman karakterlerinin bulunduğu bir kitap.

Kitabın ilk çevirisi nasıldı bilemiyorum, ama benim okuduğum baskıda başını kaçırdığım, anlam düşüklüğü olan uzun cümleler vardı. Başa dönerek birçok paragrafı tekrar okudum. Dipnot kullanılmamıştı, bu kadar çok tarihi bilginin ve iki kültüre ait farklı terimlerin bulunduğu bir kitapta açıklamalar olması gerekirdi. Okuyucu her şeyi bilen kişi değildir, dipnotlar ve açıklamalar okumayı kolaylaştırır. Bu benim için büyük eksiklikti, zaman zaman okumayı kesip neyin ne olduğuna baktığım oldu.

Ben okuyucu olarak karakterleri daha çok görmek isterdim. Tarihi anlatılarla oldukça bölünüyor kitap. Çektiğim bir diğer sıkıntıysa, bölümler çok uzundu. Bu tamamen benden kaynaklanan bir sıkıntı da olabilir, ben bir bölümü yarım bırakmayı sevmiyorum, bölümü bitirmem gerek mutlaka. Bölümlerin makul uzunluklarda olması benim okumamı kolaylaştırır. Limon Ağacı'nda bölümler fazla uzundu, kitaptan kopmamak için okumam gereken bölümleri günlere böldüm, sık sık bölümün bitmesine kaç sayfa kaldığını kontrol ettiğim oldu.

Kitabın iyi yönleri yok muydu? Elbette vardı. Okuyan herkesin hemfikir olduğu üzere, kitap tamamen tarafsız bir şekilde yazılmış. Hiçbir tarafı güzellemiyor ya da kötülemiyor. Her şeyi olduğu gibi anlatmış. Zor bir coğrafyada, böyle hassas konularda bir kitap kaleme almak hiç kolay değil. Ayrıca böyle bir kitabı yazmak ciddi bir araştırma gerektiriyor. Konu sadece İsrail - Filistin meselesi değil, Bulgaristan'dan Yahudi göçleri, Osmanlı Devleti ve sonrasında İngiliz denetimi altında Filistin yılları, sürece dahil olan Ürdün, Suriye, Mısır gibi ülkeler de kitapta yer buluyor. Tüm bunları toparlamak elbette basit değil, emek sarf edildiğini görebilirsiniz. Yazar bu tarihsel süreç ile hikayeyi iyi harmanlamamış olabilir, bu da okumayı zorlaştırıyor ancak asla boş bir kitap olmadığını görüyorsunuz.

Son olarak, kitapta detaylı bir harita da görmek isterdim. Okurken zihinde canlandırmayı sağlardı.

Benim Limon Ağacı ile ilgili düşüncelerim bunlar. Yıllar sonra yarım bıraktığım bir kitabı bitirdiğim için mutluyum. İsrail ve Filistin'i gördükten sonra bazı kısımları kafamda canlandırmam daha kolay ve yer yer keyifli oldu. Beklediğim akıcı okuma değildi belki ama, fazla süründürmeden bitirebildim. Orta Doğu'ya ilginiz varsa okuyabilirsiniz.

8 Mart 2017 Çarşamba

10.Gün


Sonunda 10.güne geldim. Üzerimde challenge'ı bitirmenin mutluluğu var. Aslında şu sıralar birden çok challenge var yaptığım, sadece blog yazmak anlamında söylemiyorum. İnternet üzerinden takip ettiğim bir dünya tarihi kursu (bu kurslar üzerine de yazmak istiyorum bir ara), bitirmeye çalıştığım derleme bir kitap -her gün bir bölüm okuyorum bu yüzden-, her gün yapmam gereken bir yazı egzersizi, önümüzdeki haftaya okumuş olmam gereken ve çook ağır ilerleyen bir başka kitap... Ama ilk biten bu challenge olacak.

Son gün için konu herkese söylemek istediğim bir şey olmuş. Ulusa sesleniş gibi bir şey :) Gerçi buradan kaç kişiye sesleniyorum, kimler okuyor bilmiyorum. Kendi kendime konuşur gibi yazıyorum ama, çok da dert değil aslında. Bir gün bir yerde birinin karşısına çıkarım. 

Bugün yalnızca şunu söylemek istiyorum: Sevgili burayı okuyan herkes, burada olduğun ve okuduğun için teşekkürler. 

İleriki yazılarda görüşmek üzere.

7 Mart 2017 Salı

9.Gün


İtiraf etmem gerekiyor ki bu challenge beni zorladı. Yazmak değil derdim ama her gün yazmak apayrı bir disiplin. Blog yazmak konusunda da performanstan düşmüşüm, nerde 30 günlük challenge'ları takır takır yazan ben, nerede şimdiki ben. Yine de pes etmek yok, yüzdüm yüzdüm kuyruğuna geldim. 9.gün ile buradayım. Hayattaki iki başarım bakalım nelermiş :)

Hayatımın hiçbir döneminde çok iddialı olmadım, muhteşem başarılara imza attım diyemem. Tabi bir diğer konu, neyi başarı olarak gördüğünüz. Kimileri için üniversiteyi bitirmek başarıyken, kimileri için evlilik bir başarı olabiliyor. Veya daha soyut şeyleri başarı olarak görebiliyoruz, sanırım ben de onlardanım.

Burada elimden geldiğince kişisel şeyler paylaşmaya çalışıyorum, toplumsal veya siyasi konulara girmemeye çalışıyorum. Ama kabul etmek gerekir ki, günümüz Türkiye'sinde en büyük başarı hayatta kalmak. Yaşıyorsak, bu başarı hepimizin. 

İkincisi ise, edindiğim tüm dostlukların kalıcı olması. Buna başarı mı dersiniz, şans mı dersiniz bilmiyorum. Ama arkadaşlık konusunda şansım hep yaver gitti, yakın arkadaşım, dostum dediğim o birkaç kişiyle seneleri devirdim. Kopmadık ve bunu beraber başardık. En eskisi bu sene 23 yıllık olacak, 28 yaşındayım bu arada. 

***

10.günde görüşmek üzere!

4 Mart 2017 Cumartesi

8.Gün



8.Güne gelirken... 3 kişiye adanmış 3 şarkı paylaşacağım. Bu favori şarkı seçmekten çok daha zor.


Sezen Aksu - Yine mi Çiçek
Bu Sinancığımın şarkısıydı. Şimdi onu tanıyan kim varsa, bu şarkıda onu hatırlıyor, biliyorum. Daha güzel bir yerde olduğunu umuyorum. Elbet bir gün...



Eric Clapton - Tears In Heaven
Bu şarkı ve Wonderful Tonight beni hep ergenliğime götürür. Tears In Heaven'ı Serap çok sever. Bu onun şarkısıdır, Wonderful Tonight benim :)



Muse - Feeling Good
Kendimi iyi hissettiğim günlerde kendime çaldığım bir şarkı bu. Bana iyi geliyor. Size de iyi gelsin, dinleyin :)

***

Kolay gibi görünen ama zor bir challenge oldu benim için. Müzik dinleyen, şarkılara anlam yükleyen, şarkılarla birilerini hatırlayan biri olmama rağmen, özellikle üçüncü şarkıyı bulmakta zorlandım. Onu da size armağan ettim. Yüksek sesle dinleyin!

3 Mart 2017 Cuma

7.Gün


Bugünkü challenge konusu beni gülümsetti. Beni mutlu etmenin 4 yolunu anlatacağım.

***

1. Elbette güzel bir hediye. Büyük bir şey değil ama, düşünülmek önemli. Belki uzun zamandır aradığım bir kitabın eski bir baskısı, belki göndermem için bir kartpostal, belki yurtdışı seyahatinizden bir magnet. Küçük ama anlamlı bir şey.

2. Beraber geçireceğimiz güzel bir gün. Çok basit aslında, belki çıkacağımız kısa bir seyahat, kısa bir yol, yiyeceğimiz güzel bir yemek, eğleneceğimiz güzel bir akşam. Fazlasını aramıyorum.

3. Gittiğiniz yerden yolladığınız bir kartpostal. Hele bir de oradan yollandıysa şahane!

4. Bir sokak hayvanına şefkat gösteren, onun hayatını kurtaran, onu besleyen, seven biri beni mutlu eder. Hani olur ya bazen, böyle bir huzur anına denk gelirsiniz. İşte o anlar beni en çok mutlu eden şeylerden biri.

***

Bugün de bitti :) 

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...