13 Şubat 2015 Cuma

Sağlık Köşesi: Aşil Tendonu Nedir, Nasıl Kopar?

Merhaba sevgili okuyucu! Hayat 2014 yılının bitmesine 40 gün kala bana pek de iyi davranmasa da, yıkılmadım, ayaktayım! Başıma gelenler pişmiş tavuğun başına gelmiştir elbette, kaldı ki daha küçük yaşta bundan kötülerini yaşadım, o yüzden şikayet etmiyorum. 2014'ün ardından 2015 de bana şimdilik iyi davranmıyor ama moral bozmak yok, bugün buraya psikolojimden ve sorunlarımdan bahsetmeye gelmedim.

Evet yine neler olduğunu anlatmadan lafı uzatıyorum, kelimelerle oynamayı sevdiğim bir gerçek. Ama ne oldu derseniz, ufak (!) bir kazanın sonrasında, sporcuları ve haftada bir halı sahaya giden beyleri tenzih edersek pek de bilinen bir uzuv olmayan aşil tendonumu koparmayı başardım. Başıma gelen her ortopedik vaka gibi bu da trajikomikti, ama devamı pek eğlenceli olmadı. Şimdi istirahat ve iyileşme dönemindeyim, tabi insan herhangi bir sağlık sorunu yaşayınca, Google vasıtasıyla araştırmalara girişiyor, hatta bazen durumu abartıp doktor kesiliyor. Övündüğüm bir özellik değil ama, ben de bunu yapıyorum, itiraf etmeliyim ki içmem gereken ilaçları bile araştırıyorum. Haliyle şu durumda da aşil tendonu ve benimle aynı sakatlığı yaşamış insanlar hakkında onlarca yazı okudum. Daha çok kendimden yola çıkarak, aşil tendonu nedir, ne işe yarar, koptuğunu nasıl anlarsınız gibi konulara değineceğim, sağlık köşemiz de böylece bitecek.

Aşil tendonu, baldırı topuğa bağlayan kas yapısıdır. Vücudumuzdaki en güçlü tendondur, dolayısıyla vücudun bütün ağırlığını taşır ve yürüyebilmemiz bu tendona bağlıdır. Bu bakımdan önemli bir uzuvdur, aslına bakarsanız her kemik, her kas IKEA'daki montajı yapılması gereken parçalar gibidir, doğru şekilde takılması gerekir. Bir parça koptuğunda, kırıldığında veya yanlış monte edildiğinde yapmaya çalıştığınız şey sağlıklı olmaz.

Ayağın arkasındaki beyaz bağ, aşil tendonudur. Kaynak: Vikipedia

Aşil tendonunuzu sakatladığınızda, ki bu ısınmadan depara kalkmak, spora başlamak, kendini zorlamak veya çok basit bir düşme sonrasında ayak burkması sonucu olabilir, yapmanız gereken ilk şey, yürümemek veya ayağı zorlamamak olacaktır. Ben aşil tendonunun varlığından habersiz biri olarak yalnızca orayı "bileğimin arkası, topuğumun üstü" olarak değerlendirmiştim ve tendonun adını aldığı Antik Yunan tanrısı Akhilleus'tan tamamen habersizdim. Kendisiyle de böyle tanışmak kısmetmiş :) Peki nereden anlayacağız aşil tendonunu sakatladığımızı derseniz, öncelikle rivayet edilen, kopma esnasında, kimseyi korkutmak istemem ama, pek de hoş olmayan bir ses çıkardığı. Benim başıma sokakta geldiği için gürültüden bu sesi duymadım, bu da olası bir durum. Ancak tarif ettiğim bilek arkası topuk üstü kısımda bir acınız varsa tebrikler, sakatlandınız! Yine panik olmayın, her zaman koptuğu anlamına gelmez. Koparmak da bir beceri işi sonuçta, vücuttaki en güçlü tendondan bahsediyoruz, kendisini kırılgan bir şey zannetmeyin. 

Yapılacak ilk şey, elbette ki vakit kaybetmeden bir ortopediste gitmek olacaktır. Aşil tendonu röntgenle gözüken bir şey olmadığından, ultrason veya mr yolu ile görüntülenebiliyor, ancak çok basit bir muayenesi de var. Benim doktorum, beni yüzüstü yatırdıktan sonra iki alt bacağımın da ortasından sıktı. (Dizdeki refleksi düşünün: dize vurduğunuzda ayak kalkar) Sağlam bacağımı sıktığında ayak oynarken, sakatladığım bacağımda hareket yoktu. Aradaki bağın kopuk olduğunu anlamak bu kadar kolay aslında.

Aşil tendonu tedavisinde yapılacak ilk şey, ameliyat. Teşhis konduğu andan itibaren asla ve asla yürümemeniz gerekiyor. Çünkü aşil tendonu dedikleri bu bağ, lastiğimsi bir yapıya sahip, koptuktan sonra baldırınıza kadar çıkma ihtimali var. Baldıra kadar çıkması demek, bacağınızı yukarı kadar açmaları, ve onu kapatacak kadar alçıya almak gerek ki, bunca ortopedik vaka yaşamış ben bile tüm bacak alçıyı insanlık dışı bulurum. Yaklaşık bir saat süren ameliyatını, güvendiğiniz bir doktora yaptırmanız çok çok önemli, çünkü aşil tendonu, ayaktan beyne giden sinirlerin çok yakınından geçiyor. Bu sinirler zarar gördüğü anda, felç kalmak bile mümkün. Evet senaryo kulağa korkunç geliyor farkındayım ama ameliyat sırasında yapılan spinal anestezi sonrasında vücudumun belden aşağı kısmını birkaç saatliğine de olsa kontrol edememek felç kalmanın nasıl bir şey olduğunu anlamama yetti.

Çoğu aşil tendonu ameliyatı, spinal anestezi ile yapılıyor. Belden yapılan bir iğne ile hemen etkisini gösteriyor ve siz kendiniz dönemediğiniz için etrafınızdan yardım alarak yüzüstü yatırılıyorsunuz, ameliyat bu şekilde geçiyor. Yaklaşık bir saat sonra ayağınızda alçıyla odanızda oluyorsunuz, söylediğim gibi belden aşağınızı hareket ettiremiyorsunuz, daha doğrusu, beyin bacaklara laf geçiremiyor. Bu esnada en büyük sorun tuvalete çıkma oluyor. Tıpta utanma olmaz arkadaşlar, ben çok zorlanmama rağmen tuvaletimi yapabildim, ki bu iyiye işaretmiş. O durumda altına kaçırmak da mümkünmüş ve normal sayılıyormuş. Kendi tuvaletinizi yapacak duruma geldiğinizde zaten anestezinin etkisi geçmeye başlıyor, diğer türlü yapabilmeniz mümkün değil zaten. Uyuşma geçtiğinde asıl zorlu süreç başlıyor, ameliyat boyunca kurcalanan bacağınız öyle bir ağrımaya başlıyor ki, düz yatakta duramıyorsunuz. Yaşadığım bunca olaydan sonra ağrı eşiği oldukça yüksek olan ben, tendon koptuğunda bile böyle bir acı hissetmedim. İlk geceyi üç ağrı kesici iğneyle ve dördüncü için hemşireye yalvararak geçirdim. Ameliyat sonrası, spinal anestezinin etkisini vücuttan atmak için bol sıvı ve kafein tüketmek önemli, bu da beni en çok zorlayan kısımlardan biriydi. Yatmadan önce iki litreye yakın su içtim, elimden geldiğince sütsüz-şekersiz nescafe tüketmeye çalıştım. Ameliyatı takip eden 3-4 gün boyunca bol sade nescafe, kola, bitter çikolata tüketmek gerekiyor.

Ameliyat ve hastanede geçirilen bir gece (veya duruma göre iki?) sonrasında, ilk bir hafta tuvalete gitmek dışında her şey yasak. Benim alçı sürem altı hafta, çoğu hastalarda da benzer olacaktır. Altı hafta ayağın üstüne basmak, yürümek kesinlikle yasak. Aşil tendonu, vücudun ağırlığını taşımaya henüz hazır değil.

Kendi tedavimi uzun uzun anlatıp kimseyi yanıltmak istemem, o yüzden fazla detaya girmek istemiyorum. Bundan sonrası hastanın geçirdiği sakatlığın şiddetine, doktorun verdiği tedaviye göre değişiyor. Üç buçuk haftayı geride bırakan ben, gün sayıyorum. Bir süreliğine walker ile de olsa yürüyebilmek, normal hayatıma dönebilmek için. Tedavi süreçleri farklı olabilir ama, hasta psikolojisi her zaman aynı. O yüzden etrafınızda ayağı alçılı, yürümesi yasak olan biri varsa, öncelikle ona ilgi gösterin. Bu dönemde hassas, sinirli veya duygusal olabiliriz, alttan almak çok önemli. Ben, nispeten soğukkanlı olduğum için bu sefer sakin duran tarafım, ama bundan yaklaşık 10 sene önce dizimi sakatladığımda sırf yürüyebildikleri için bütün insanlara kin duyduğumu biliyorum. Burada yakınlara çok iş düşüyor, lütfen ama lütfen bir "Nasılsın?" sorusunu esirgemeyin. Karşınızdakine acımayın, veya acıdığınızı hisettirmeyin. Hepimiz potansiyel engelli olduğumuz gibi, hepimiz potansiyel geçici sakat da olabiliriz. Hasta alıngan olabilir, dışarıdaki sosyal hayata özlem duyuyor olabilir, bunları düşünerek konuşun. Yine hasta geçici yatalak olduğu için kilo almaya müsaittir, börekleri poğaçaları sonraya saklayın. İyi bir dinleyici olun, çünkü hasta sosyal hayatla bağlantısı nispeten kopuk olduğu için konuşmaya ihtiyaç duyar. Her fiziksel hareketinde yardımcı olmaya çalışmayın, çünkü hepimizin kendine güvenmeye  ve her işini kendi yapabilecek durumda olmaya ihtiyacı var. Bir klişe olarak ona küçük sürprizler yapın demeyeceğim (hobi olarak yine yapın) ama yukarıda saydığım her şeyi yapıyorsanız, hasta size zaten minnettar olacaktır.

Ortopedinin sevilen yüzü sokakkedisi, evinden bildirdi.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...