19 Mart 2010 Cuma

Sanrı

Çocukluğumu saymazsak, bugüne kadar çektiğim en büyük hasret İstanbul hasretidir muhtemelen. Lisedeki İstanbul sayıklamalarım bir yana, hepsinin toplamından fazlasını Malta'dayken hissetmiştim İstanbul için.

Şimdiyse, hafif de olsa ateşli bir halde bilgisayar başında ne işim var bilmiyorum, ama garip bir özlem var içimde. Uzun zamandır, her ateşlendiğimde mutlaka gördüğüm hep aynı kabusların yerine, Cunda'daki buzlu badem tezgahlarını görüyorum bu sefer. Hava kararmış, satıcı buzlu badem arabasını ağır ağır itmekte, içindeki lamba bir o yana, bir bu yana sallanıyor.

Boğazım düğümleniyor.


17 Mart 2010 Çarşamba

Büyümek

























Bilgisayarımda dip bucak temizliği yaparken buldum bu afişi. Sonisphere'in gündeme oturduğu şu son günlerde, karşıma çıkması çok ironik oldu; artık Sonisphere'in bile beni heyecanlandırmıyor olması, pogo'dan korkuyor olmam, ve bugün festivalmiş, çadırmış o ortamlara giricek halimin kalmamasını büyümüş olmama yoruyorum.

16 Mart 2010 Salı

Düzenli Yaşam

Sahip olduğum tek düzen, düzensiz oluşum demiştim bi seferinde. Sırf edebiyat parçalamış olmak için. Tek düzenim düzensizliğim de diyebilirim belki. Ve hatta düzensizliğimiz. Etrafınızda bir düzen varsa ona uyum sağlarsınız çünkü. En azından, uyum sağlamaya çalışırsınız. O düzensiz insan içinizde bi yerlerde sizi kemirse bile, dışardan düzenli görünürsünüz. Az da olsa çeki düzen verirsiniz kendinize, etraftakilere ayıp olmasın diye.

11 Mart 2010 Perşembe

Susmaktır Bazen

Yazamıyorum bazen.
Tek kelime edesim gelmiyor. Cümleler transit geçiyorlar yanımdan, gülüyorlar alay edercesine, bak bizi aklında tutamadın işte diye.
Bakıyorum arkalarından öylece.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...