23 Mayıs 2013 Perşembe

Komşuya Gittim Geldim: Kos 3.Gün

Gezinin birinci günü için sizi buradan, ikinci günü için ise şuradan alalım.

***

Üçüncü günümüz aynı zamanda dönüş zamanı olduğu için, feribot saatine kadar bizi yoğun bir program bekliyordu. İlk durağımız, ilk yazıda bahsettiğim Asklepion'du, yani adadaki antik hastane. Burası bizim Bergama'dan da eskiymiş. Hala yemyeşil ve o kadar güzel bir havası var ki, buranın şifahane olmasına şaşmamalı.

Harita sevgim geçmek bilmiyor.

Buradaki oksijeni düşünebiliyor musunuz?

Tepeden Asklepion manzarası.

22 Mayıs 2013 Çarşamba

Komşuya Gittim Geldim: Kos 2.Gün



Kos'taki ikinci günümüze yine aynı muhteşem kahvaltıyla başladık. Daha önce de söylediğim gibi, hep güler yüzlü insanlarla karşılaştık. Temizlik görevlisinden resepsiyonistine kadar, odadan kahvaltı salonuna kadar yirmi kişiyle günaydınlaşmış olabiliriz. Size öyle gülümserlerken, siz de bir anda kendinizi onlara ka-li-meee-ra derken buluyorsunuz.

Kahvaltıdan sonra yine bir dinlenme ve deniz&havuz molasından sonra yola koyulduk. Ben Yunan adası, Ege mezeleri falan derken kendimi Uzo'ya hazırlamıştım ama, adanın şarapları meşhurmuş meğer. Bu yüzden de bir şarap evine uğradık, adanın şaraplarından tatma fırsatı bulduk.

Şarap fabrikasından bir görüntü.

Üzüm bağları ve Ege Denizi.

21 Mayıs 2013 Salı

Komşuya Gittim Geldim: Kos 1.Gün

Yeni gezi yazılarıyla geleceğimi söylemiştim! İşte onlardan ilkiyle karşınızdayım. Komşu'ya gittim geldim, geçtiğimiz haftasonu on iki adadan biri olan Kos adasındaydım. Kos, Güney Ege'de, bizim Bodrum'un tam da dibinde, minik ve şirin bir adacık. Yolu Bodrum'a düşenler bilir, her iki taraftan da oldukça sık gidiş gelişler var. Günü birlik giden de çok, zaten yeşil pasaportlara vize kalktı mertlik bozuldu, mesafe de az olunca Bodrum'dan bir çıkıyorsunuz, hooop Yunanistan'dasınız.

Toplamda 2 gece 3 gün olan turumuz, sabah 09:00 feribotu ile Bodrum'da başladı. Bodrum Limanı ve Kos Limanı arası ortalama bir saat sürüyor. Haftasonuna denk geldiyseniz haliyle pasaport kuyruğu almış başını gidiyor olabilir, bu yüzden erken gitmekte fayda var. Bunu özellikle turla değil de bireysel gidiyorsanız yapmanızı öneririm, çünkü gezi gruplarının arasında kalıp kendi feribotunuzu kaçırabilirsiniz.

Feribot adanın merkezi Kos şehrine yanaşıyor. Yani indiğiniz yerden adanın merkezine gitmek için fazla bir mesafe gitmiyorsunuz. Her ne kadar deniz olan yerlerde yön bulmak daha kolay olsa da, şöyle bir haritayla görsellere başlıyorum, gezi yazısı fotoğrafsız olmaz, öyle değil mi?


2 Mayıs 2013 Perşembe

Yenilendik!

Sevgili okuyucu, eğer buraya geçerken uğramadıysan, ilk gelişin değilse, beni Reader'dan okumuyorsan, şu an blogun temasının değiştiğini anlamışsındır. Ve eğer beni biraz olsun tanıyorsan, değişikliklere olan hislerimi de bilirsin. Evet yanlış görmüyorsun, yenilendik, blogum ve ben! Nasıl mı oldu? Ah, inan bana çok zor oldu. Anlatacağım.

Aslına bakarsan uzun zamandır kafamda evirip çeviriyordum tema değişikliği fikrini. Millet haftada bir tema değiştirir, ben en son temamı 2011'in Ocak ayında yenilemişim, hala düşünüyorum. Ama dedim ya, kolay değişemiyorum ben. Değişebilmek için sıkılmam, huzursuz olmam, gemileri yakmam gerek. Tabi burada gemileri yakacak kadar büyük bir değişiklik söz konusu değil. Dünya için küçük, benim için büyük bi adım diyelim, klişe yerini bulsun. Ama yine de, zamanı geldiğinde değişiklikleri ben de seviyorum. Benim sevmediğim zoraki, emri vaki yapılan değişiklikler. Neyse.

Bir süredir temalara bakıp bakıp içim sıkılarak kaçıyordum gerisin geri. Geçen gün Melodram'ın blogunda Özel Tasarım, ücretsiz blog temaları! isimli yazıyı görünce bir bakayım dedim. Orada aradığımı bulamadım ama, bir süre Google'ın içinde kayboldum, ve nasıl olduysa şu anki temamı buldum. Bu bir süre diye adlandırdığım Google'ın içinde kaybolmam süresinde Cem'in başının etini yedim. O da sağ olsun beni kırmadı, hatta beni haddinden fazla ciddiye aldı, bana güzel temalar bulup önerdi, hazır eli değmişken beni bir kez daha ikna etmeye çalışıp Wordpress'e geçirmeyi denedi, yeni alan adı alalım dedi, ama ben yine ikna olmadım. Sanırsın kestane rengi saçlarımı sarıya çevireceğim, öyle tripteydim. İstediğimin beyaz ve ferah bir tema olduğunu biliyorum, gerisi yok. Korkunç bir kararsızlık, hiçbir şeyi beğenmeme hali. Bir yandan Cem'in temaları çok güzel, ama bana göre fazla ciddi, diğer yandan Blogger'ın temalarını fazla cicili bicili buluyorum, feci haldeyim yani. Bir ara dedim, bembeyaz bir tema yapıp bir headerla işi bitireyim, onu da beceremedim. Google'a cute blogger templates yazıp şuurunu kaybeden bi insanım sonuçta, CSS falan benim neyime yani. Tam umudu kesiyordum ki, şu anki temayla karşılaştım. Odam dağınık, ben dağınığım, blogu da az kalsın dağıtıyordum ama, o şimdilik felaketin eşiğinden döndü.

Diğer yandan, ne zaman yeni kalemler ve defterler aldığımda daha çok yazan çizen ben, bu tema değişikliğiyle daha fazla yazabilmeyi umuyorum. Değişimin bloguma ve bana iyi gelmesi dileğiyle!

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...