Pages

30 Mayıs 2011 Pazartesi

Rüyamız Hayrolsun

Evet sevgili gönül dostları, baktım rüya yorumları bu aralar çok revaçta, ama ben bi yorum yapmaktan bile acizim, o yüzden daha bugün taze taze görmüş olduğum rüyamı size anlatıp çekiliyorum, belki içinizde fikir yürütecek olanlar vardır. Bir yandan da, mükemmel hafızama güvenemediğim için bu rüyayı bile bile unutmayı gönlüm elvermiyor. Bu bahane ile söz uçar yazı kalır mantığıyla rüyamı unutmamak üzere buraya not düşmüş olacağım  :)

Efendim, rüyamda bir havaalanındayım -hayırdır inşallah?- ama bu bildiğimiz havaalanı değil, yani kocaman bir pist değil, yeşillikler içinde bir havaalanı, ufacık bir yer. Çayırda çimende kalkış yapıyoruz yani. O nasıl oluyor demeyin, rüya bu işte, oluyor. Ben uçağa biniyorum, koridor tarafındayım ama solumdaki iki koltuk da boş. Bunlar gereksiz ayrıntılar belki, ama dedim ya not düşeceğim, çünkü bu kadar detaylı bir rüya uzun zamandır görmemiştim. Neyse, uçakla gideceğim yer belli, Bosna Hersek'e gidiyorum. Neden gittiğimi bilmiyorum, bir sırt çantası dışında eşyam yok, yalnızım, kalacak yer de ayarlamamışım. Bu bağlamda belki de rüyanın tek gerçekçi yeri burası, son zamanlarda canım delicesine amaçsız yolculuk çekiyor.

26 Mayıs 2011 Perşembe

Odalar

İnsanlar kadar, eşyaların, evlerin, odaların ve tabi ki şehirlerin de karakteristik yapıları olduğunu düşünmüşümdür hep. Belki de onlara yüklediğimiz anlamlardan dolayı böyle bir kanıya sahip oldum. Şehirler belki, bu hipotezimi doğrulayan en güçlü seçeneklerden biri. Ama ya eşyalar, odalar?

Sekiz yaşımdan beri kaldığım, İstanbul'a gitmemle belirli aralıklarla terk ettiğim odam, ilk girdiğimde küçük, sevimli bir çatı katı odasından başka bir şey hissettirmemişti bana. Belki de çocuk olduğumdan, onunla beraber büyüyeceğimizi de bilmiyordum. Çoğumuz da bilmeyiz zaten, o odaların içindeki eşyalarla birlikte bizimle nefes aldığını. Küçük ipuçlarıyla ele verirler karakterlerini, bazen pencere pervazındaki bir tutam toz bile çok şey anlatabilir, tabi ki bizim onu anladığımız kadarıyla.

19 Mayıs 2011 Perşembe

BearyDay - Kendi Hediyeni Yarat

Sürprizleri sevmeyen yoktur herhalde :) Ben kendi adıma, hediye vermeyi çok seviyorum. Sevdiğim birini mutlu etmek, ona ufak da olsa bir şey armağan edip hatırlandığını hissettirmek önemli. Bu ufak kısmı önemli, çünkü ben garip bir şekilde, biri bana hediye aldığında çok utanıyorum, karşımdakini bir külfete sokmuş gibi hissediyorum kendimi. En basit örneğiyle, bir doğum günü hediyesini ele alalım. Sanki o gün arkadaşlarımla buluşsam, onları hediye almaya mecbur ediyormuşum gibi geliyor, aslında öyle olmasa bile. Gereksiz bir kuruntu benimki. Ama hediye almak, daha doğrusu hediye hazırlamaktan çok keyif alıyorum. Güzel, yaratıcı ve hatta orijinal bir hediye, zorunluluktan, baştan savma alınanlardan çok daha kalıcı olsa gerek, öyle değil mi?

Eğer siz de, birbirinin aynısı hediyeler almaktan sıkıldıysanız, hediye bulmakta zorlanıyorsanız, veya değişiklik istiyorsanız bir önerim var :) Birbirinden şirin peluş ayıcıkları, tavşanları veya fareleri istediğiniz gibi giydirip istediğiniz mesajı yazdırıp tabi ki günün anlam ve önemine göre hazırlayıp hediye edebilirsiniz. Bu bir doğum günü hediyesi, geçmiş olsun mesajı, hatta yeni doğmuş bebek ve lohusa annesi için bir tebrik bile olabilir. Hepsi sizin seçiminize ve yaratıcılığınıza kalmış. Seçmekte zorlanırsanız hazır ürünler de mevcut, örneğin geçmiş olsun hediyeniz boz ayıcık önlüğü, askısı, biyot ve yara bandıyla birlikte satın alınmaya hazır. Gittigidiyor.com 'dan rahatlıkla ulaşabileceğiniz bu sevimli ayıcıklara, facebook sayfasından da göz atabilirsiniz. Üstelik Kendi Hediyeni Yarat şablonu ile pek çok seçenek karşınızda.

Değişik hediyelerden hoşlanıyorsanız linklere bir göz atın derim, çünkü çook sevimliler! :)



http://dukkanlar.gittigidiyor.com/BearyDay/
http://www.facebook.com/pages/BearyDay/203077939723965

1 Mayıs 2011 Pazar

Mayıs



Bu aralar hep videolardan gidiyorum ama, bu şarkı en sevdiğim aylardan biri olan Mayıs'a cuk oturuyor. Biraz coşkulu, biraz umutlu, tıpkı ismiyle aynı olan Mayıs ayı gibi. Belki de o yüzden seviyorum Mayıs'ı, hem biraz bahar, hem de biraz yaz olduğu için. Ve asla kış olmadığı için. Önümde uzanan upuzun sıcak mevsimlerin başlangıcı olduğu için seviyorum Mayıs'ı, ve mis gibi koktuğu için; en güzel meyveleri bize sunduğu, hem baharın hem de yazın müjdesini bir arada verdiği için.

not: Şarkının orijinal bir videosu olmadığı için bunu paylaşıyorum, bu yazının fon müziği de bu olsun =)

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...