6 Nisan 2017 Perşembe

Limon Ağacı

Kitap almama serüvenim, ufak kaçamaklarla da olsa devam ediyor. Bu seneki okuma hedefimde yine kütüphanemdeki kitapları okumak var. Genel olarak bir yerli bir yabancı yazar şeklinde ilerliyorum, onun dışında bir okuma planım yok. Yaratıcı Yazarlık ve Okuma kursundaki okuma listesindeki kitapları da araya serpiştiriyorum, her ay bir kitap okuduğumuzdan fazla etkilemiyor mevcut durumumu.

Dediğim gibi, sabit bir okuma listem yok, kitaplığıma gidiyorum, beni ne çekerse onu alıp okuyorum. İçimde her şeyin bir zamanı olduğuna dair bir inanç var. Bir kitabı o an okuyamıyorsam, doğru zamanın gelmediğini düşünüyorum. 2009 yılında alıp yarım bıraktığım Limon Ağacı da bu kitaplardan biri oldu.



Pegasus Yayınları'ndan çıkan gözden geçirilmiş 6.baskısıydı bende olan kitap. Bunu özellikle belirtiyorum çünkü ilk baskılarda çeviri kaynaklı çok sıkıntı yaşanmış. Benimki gözden geçirilmiş diye belirtilmiş olsa da, yazının devamında anlatacağım bazı eksiklikleri hala vardı.

Limon Ağacı'nı neden 8 sene sonra okumayı seçtim bilmiyorum. Genelde yarım bıraktığım kitaplara dönmüyorum. Ama sanırım benimki kitaba bir şans daha vermekti. İsrail ve Filistin'i gidip gördükten sonra bir şans daha verebilirim diye düşündüm. Kafamda soru işaretleri hala vardı, çünkü Limon Ağacı yarım bırakma konusunda kötü bir şöhrete sahip. Pek çok yorumda "Okuyamadım, yarım bıraktım, hiç sarmadı" gibi şeyler okuyabilirsiniz. Ben son zamanlarda yaptığım birkaç ağır okumanın ardından üstesinden geleceğimi düşündüm ve böylece kitabı sonunda bitirebildim.

Öncelikle belirtmem gerekir ki, Orta Doğu'ya ilgi duymayan birinin okuması çok zor. Arka kapağı okuduğunuzda kitap bir roman izlenimi uyandırıyor. Tarihin kurguya yedirildiği romanları ben de tercih ederim, ama bu kitapta daha çok hikaye tarihin içine serpiştirilmiş. Beklentinizi akıcı bir Orta Doğu hikayesi minvalinde tutmayın. Bol bol tarih okuyacağınız, içinde hem siyasi aktörlerin hem de roman karakterlerinin bulunduğu bir kitap.

Kitabın ilk çevirisi nasıldı bilemiyorum, ama benim okuduğum baskıda başını kaçırdığım, anlam düşüklüğü olan uzun cümleler vardı. Başa dönerek birçok paragrafı tekrar okudum. Dipnot kullanılmamıştı, bu kadar çok tarihi bilginin ve iki kültüre ait farklı terimlerin bulunduğu bir kitapta açıklamalar olması gerekirdi. Okuyucu her şeyi bilen kişi değildir, dipnotlar ve açıklamalar okumayı kolaylaştırır. Bu benim için büyük eksiklikti, zaman zaman okumayı kesip neyin ne olduğuna baktığım oldu.

Ben okuyucu olarak karakterleri daha çok görmek isterdim. Tarihi anlatılarla oldukça bölünüyor kitap. Çektiğim bir diğer sıkıntıysa, bölümler çok uzundu. Bu tamamen benden kaynaklanan bir sıkıntı da olabilir, ben bir bölümü yarım bırakmayı sevmiyorum, bölümü bitirmem gerek mutlaka. Bölümlerin makul uzunluklarda olması benim okumamı kolaylaştırır. Limon Ağacı'nda bölümler fazla uzundu, kitaptan kopmamak için okumam gereken bölümleri günlere böldüm, sık sık bölümün bitmesine kaç sayfa kaldığını kontrol ettiğim oldu.

Kitabın iyi yönleri yok muydu? Elbette vardı. Okuyan herkesin hemfikir olduğu üzere, kitap tamamen tarafsız bir şekilde yazılmış. Hiçbir tarafı güzellemiyor ya da kötülemiyor. Her şeyi olduğu gibi anlatmış. Zor bir coğrafyada, böyle hassas konularda bir kitap kaleme almak hiç kolay değil. Ayrıca böyle bir kitabı yazmak ciddi bir araştırma gerektiriyor. Konu sadece İsrail - Filistin meselesi değil, Bulgaristan'dan Yahudi göçleri, Osmanlı Devleti ve sonrasında İngiliz denetimi altında Filistin yılları, sürece dahil olan Ürdün, Suriye, Mısır gibi ülkeler de kitapta yer buluyor. Tüm bunları toparlamak elbette basit değil, emek sarf edildiğini görebilirsiniz. Yazar bu tarihsel süreç ile hikayeyi iyi harmanlamamış olabilir, bu da okumayı zorlaştırıyor ancak asla boş bir kitap olmadığını görüyorsunuz.

Son olarak, kitapta detaylı bir harita da görmek isterdim. Okurken zihinde canlandırmayı sağlardı.

Benim Limon Ağacı ile ilgili düşüncelerim bunlar. Yıllar sonra yarım bıraktığım bir kitabı bitirdiğim için mutluyum. İsrail ve Filistin'i gördükten sonra bazı kısımları kafamda canlandırmam daha kolay ve yer yer keyifli oldu. Beklediğim akıcı okuma değildi belki ama, fazla süründürmeden bitirebildim. Orta Doğu'ya ilginiz varsa okuyabilirsiniz.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...