26 Şubat 2017 Pazar

4.Gün


4. Güne gelmişken... 7 hayal sorulmuş. Hayalleri, hedefleri açık etmeyi pek sevmem aslında, biraz batıl inançlıyım bu konuda. Ama ufak tefek şeyleri paylaşmakta sıkıntı yok, öyle değil mi? :)

İlk hayalim, daha barışçıl bir coğrafyada yaşamak. Yani, barışın olduğu bir yere göçmek değil, yaşadığım yere barışın gelmesi. İnsanların bir hiç uğruna ölmemesi, bunun için savaşmaması. Birbirimize şüpheyle bakmamak istiyorum sonra, bu insandan bana zarar gelir mi, şimdi burada bir bomba patlar mı dememek istiyorum. Bir kadın olarak korkmamak istiyorum, güven içinde sokağa çıkmak, özgür olmak... 

İkinci olarak, adalet istiyorum. İlahi adalet var mı bilmiyorum, bu konudan eskisi kadar emin değilim. Bu düşüncemde yanılmak istiyorum. Herkes ektiğini biçse, kafi :) 

Önümü görmek istiyorum. Bu belirsizlikte, bu kaosta gelecekte neler olacağını kestiremiyorum. Gelecekten daha emin, daha umutlu olmak istiyorum. Bu da üçüncü hayalim.

Daha çok yazmak istiyorum. Yazdıklarım yayınlansın istiyorum. Kim istemez ki?

Yola çıkmak istiyorum. Hayalimdeki yolculuğa çıkmak istiyorum.

Huzur bir hayal midir bilmiyorum. Ama en çok o iç huzuru istiyorum. 

Son olarak, daha iyi bir dünya hayal ediyorum. Önyargısız. İnsanların birbirine tahammül edebildiği, karşısındakini anlamaya çalıştığı, onu bir uyruk olarak değil de bir insan olarak gördüğü bir dünya istiyorum. Hayal olarak kalır mı?

***

Sosyal mesaj vermeli mi oldu? Bilmiyorum, hayallerim de kişiselden genele evrilmiş durumda. Düşünmedim, tasarlamadım, içimden geçenleri yazdım. Belki biraz özele girmemeye çalıştım, ama yalan söylemedim :)

25 Şubat 2017 Cumartesi

3. Gün


3.günde, değer verdiğim sekiz insan sorulmuş. Cevaplaması zor, sekiz kişi nasıl seçilir bilmiyorum. Annem babam ilk sırada elbette. Geriye 6 kişi kalıyor, onlar da "Sana ihtiyacım var" dediğimde yanımda olanlar, leb demeden leblebiyi anlayanlar, hiç görüşemesek de bir araya geldiğimizde dün berabermişiz gibi devam edenler, alınmayanlar kırılmayanlar, yıllara meydan okuyanlar. İsim vermeye çok da gerek görmüyorum, onlar kendilerini biliyorlar. Hele bir de kardeşiniz yoksa, daha çok bağlanıyorsunuz, sizi evcilleştirmelerine izin veriyorsunuz.

Evcilleştirenlerime selam olsun.

24 Şubat 2017 Cuma

2.Gün


Listemiz burada dursun, ben ikinci soruya geçiyorum: Gitmek istediğim 9 yer.


Öncelikle söylemek isterim ki, durumum tam olarak budur :) Ama "İlla ki dokuz yer söyleyeceksin" diyor Challenge, ben de yazıyorum:

Çocukken babamla çokça atlas karıştırırdık. Şehir bulmaca en sevdiğim oyunlardan biriydi. Türkiye'deki şehirlerin çoğunu o zaman öğrendim diyebilirim. Sonra dünya haritalarına dalar giderdim. Orada bir yer vardı ki, şimdi düşününce, en az o günler kadar gizemli buluyorum. Buzul ada Grönland... Neden bilmiyorum, ulaşması zor olanın çekiciliği mi acaba. Hem de bu kadar yaz çocuğuyken.

İkincisi yine zor ulaşılan, yine bir ada. Yine nedenini bilmiyorum, Madagaskar. Malta'da dil okulunda öğrenciyken tanıştığım Madagaskarlı Eric olabilir belki nedeni. Anadili gibi Fransızca konuştuğunu duyduğumda şaşırmıştım, bir Fransız kolonisi olduğunu bilmeden. Sonra araştırınca, bütün dünyadan farklı doğasıyla beni meraklandıran yerlerin başında geldi Madagaskar.

Kuzey Kore, yine elbette gizeminden dolayı. Bu kadar kapalı olmak nasıldır, bir gün sistem değişip dünyayla tam anlamıyla etkileşime girdiklerinde nasıl bir travma oluşur insanlarda, çok merak ediyorum.

Güney Afrika Cumhuriyeti, evet hala :) Sonra Tanzanya, Freddie Mercury'nin doğum yeri. Güney Amerika, belki Şili, sırf şeklinden. Yine arşivi karıştıracağınız üzere, uğruna dirseğimi sakatlayıp gidemediğim Sicilya. 

Hiç mi Türkiye yok? Elbette var. Şehir ayırt etmeksizin Karadeniz. Zonguldak'tan ötesini görememiş olmam çok üzücü. Bir de Kars, tabi ki doğu ekspresi ile.

***

2012'de yaptığım challenge'de de buna benzer bir soru vardı. Linki burada :) İçlerinde gittiklerim ve hala gitmediklerim var, onlar da listede yerini koruyor.


23 Şubat 2017 Perşembe

8.Yılın Şerefine... #1

İnanılır gibi değil, loş yurt odamda ilk yazımı girdiğim günden bu yana 8 yıl geçmiş. Benimle beraber bu blog da büyüdü, bu blogla yazmayı öğrendim. Bazen kendi kendime konuşur gibi yazdım, bazen kendimce bildiklerimi aktardım. Yazı yazarak para kazanabileceğimi bile gördüm. Astronomik rakamlar değildi elbette, ama mütevazı blogumla bile para kazanabileceğimi öğrendim. Yine blogum sayesinde bir projeye kabul aldım, "blog yazarı" ünvanı ile hiç tahmin etmeyeceğim bir ülkeye gittim, unutamayacağım günler yaşadım, arkadaşlıklar edindim. 

Şimdilerde bloglar biraz atıl kalsa da, ben de günümüz trendlerine uyup eskisi gibi yazmasam da blogumu uzaktan uzağa hep takip ettim. Neler okunmuş, kim ne yorum yazmış, kaç tık almış... Eskisi gibi yazmasam da iyi bir blog okuyucusu olmaya devam ettim. Birileri yazdıkça buralar hep var olacak çünkü. 

Ben de sekizinci yıl şerefine 10 günlük mini bir challenge başlatıyorum. Epeydir aklımda vardı, blogumun doğum ayı olan Şubat ayına kısmetmiş. Yıllar önce daha kapsamlısını yapmıştım, şimdiyse üzerimdeki pası atmak istiyorum. Biraz hareketlensin buralar.




1. Gün: Kendinizi 10 sıfatla tanımlayın

Başta hayvansever, bilhassa kedisever, kitap kurdu (bu çok kullandığım bir sözcük değil aslında, ama madem sıfatlardan gidiyoruz, pek çok kullanmadığım sözcüğü kullanacağım burada), gezgin, eski rocker (kim kaldı!), yazar/blogger, üşengeç, aylak, dik kafalı ve detaycı.

***

Blogların şerefine, hepsinin nice yılları olsun.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...