24 Nisan 2011 Pazar

Teoman Düetleri

Teoman'a olan düşkünlüğümü bilenler bilir. Özel hayatıyla ilgilenmiyor oluşumla doğru orantılı bir düşkünlük bu. Gelişimini adım adım takip etmemle de bir ilgisi olabilir. Bazen amfi tiyatroda bir yaz gecesiydi Teoman benim için, bazen çakırkeyifken inatla mırıldandığım bir şarkı, bazense noktası konmuş en güzel hikayem. Ama hep bir yerlerde benim için durdu Teoman, sabırla. Ona olan ilgim ne azaldı, ne arttı. Hep vardı, çizgisini hep korudu.

Teoman'ın bir diğer sevdiğim yanıysa, düetleri. Yine bilenler bilir, üşenmeden didik didik arar, bulur arşivlerim Teoman'ın albüm dışı kayıtlarını, ve tabi ki düetlerini. Düetleri çok sevdiğim gibi, Teoman düetlerini de ayrı severim. Birkaç zamandır yeniden yapmaya başladığım liste alışkanlığımla, karşınızda Teoman düetleri listem. Bildikleriniz, bilmedikleriniz, bilip de konduramadıklarınızla birlikte, favorilerim;

15 Nisan 2011 Cuma

Eskici : Kargo - Yüzleşme

Eski olan her şeyi çok seviyorum. Eski eşyaları, eski fotoğrafları, eski sokakları. Eskiler daha anlamlıymış gibi geliyor bana, daha çok şeyi çağrıştırıyorlar sanki. Eski şarkıları dinledikçe, ve hatta eski video klipleri izledikçe, başka tatlar alıyorum; biraz tatlı, biraz buruklar. Hepsi de damağımda tadını muhafaza etmiş, burnumda hoş kokular bırakmış oluyor. Bu klip de onlardan biri, eskiden Kargo'yu daha çok severdim.

6 Nisan 2011 Çarşamba

"Şifre"yi Çözmenin Dayanılmaz Ağırlığı

YGS sonrası, çoğu insan gibi ben de olup bitenleri izliyorum şaşkınlıkla. Bu ilk kopya olayı değil kuşkusuz, KPSS'deki istekli adayların kitapçıklarına "Ah bir öğretmen olsam" yazışları dün gibi, soruların çalınmasına da alıştık (!) ama şifreleme hepimize çok ağır geldi.

Her sınav mağduru gibi ben de olayı duyunca ilk başta kuru bir öfkeyle ÖSYM'ye söylendim. Ama dediğim gibi kuru bir öfkeden ibaretti hepsi, ben üniversite sınavına gireli yıllar oldu, ve ne olursa olsun tabir-i caizse tuzum kuru olduğu için sadece söylendim. Derinlerde bir yerde, içimin acıması için, kendisini ÖSYM binasının önüne zincirleyen çocukları görmem gerekecekti.

Sadece on yedi yaşındalar. Okuldan kaçmışlar protesto etmek için, üstlerinde formaları var. Sisteme, ÖSYM'ye, en çok da adaletsizliğe isyan ediyorlar. Kendimi onların yerine koyamadım bile. Çünkü hayal bile edemiyorum hissettiklerini. O yaşlarında test kitaplarının ağırlıklığı altında ezilmelerinin yanı sıra, bir de polis müdahale ediyor olaya, tartaklanıyorlar. O an fark ediyorum ki, içimde biri ağlıyor. Ben değil.. O yaştaki halim ağlıyor onlarla birlikte. Çekiştiriliyor, dövülüyor, kafalarından bastırılıp arabalara bindiriliyorlar. Sonrasında ne olduğunu bilmiyoruz. Göremiyoruz çünkü.

2 Nisan 2011 Cumartesi

Yağmur Şarkıları

Tam Mart bitti, artık kış etkisini yitirdi diye sevinirken, Nisan çıkageldi bu sefer, yağmurlarıyla. Nedendir bilmem, ne zaman yağmur yağsa içinde yağmur geçen şarkılar söylemeye başlarım. Hazır Nisan da gelmişken, bu şarkıları sizinle paylaşmak istedim. Ancak listem o kadar uzadı ki, iki gruba ayırdım yağmur şarkılarını, yabancı ve yerliler olmak üzere. Yabancılar için şöyle buyrun;


Garbage - I'm Only Happy When It Rains
Travis - Why Does It Always Rain On Me
Guns n Roses - November Rain
Almora - Princess of Rain*
Aretha Franklin - It's Raining Men
James Blunt - Tears and Rain
Dean Brothers - Singing in the Rain
Placebo - English Summer Rain
Guano Apes - Rain
Peabo Bryson - Can You Stop the Rain

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...