Her şey Altınoluk'a yerleşmemle başladı aslında. Karşı kıyımız Midilli adası, yüzülecek kadar değil ama nemli olmayan havalarda çıplak gözle net bir şekilde görebileceğimiz kadar yakın. Küçük bir çocukken, hep düşünürdüm, belki de şu anda birileri tıpkı benim gibi meraklı gözlerle bize bakıyordur karşı kıyıdan diye. Hem yabancılaşmışız, hem de tanıştıktan yarım saat sonra aslında ne çok ortak yanımız olduğunu keşfedecekmişiz gibi gelirdi. Radyo frekansları sık sık karışırdı, ne dediklerini anlamazdım ama Rum müzikleri hep güzel gelirdi. Türk televizyonlarından çok Yunan televizyonları çekerdi özellikle uydu teknolojisinin yaygınlaşmadığı, antenin kendi imkanlarıyla çekebildiği dönemlerde.
Perşembe günleri Ayvalık'ın pazarı olduğundan, Rumlar günübirlik alışverişe gelirlerdi. Hiçbirimiz onların dilini anlamazdık ama, onlar çok güzel Türkçe konuşur, alışverişlerini yapar, sonra adalarına dönerdi. Bana hep garip gelirdi, onlar bizim dilimizi böyle konuşuyorken, biz onları anlamıyorduk. Konuşmaları müzik gibi gelirdi, Türkçeleri ise hep aksanlı. Ama o aksana da çok yakışırdı Türkçe, en azından ben yakıştırdım hep. 2008 yılında Midilli'ye gittim sonra. Bunca yıldır yüz yüze bakıyoruz, ziyaret etmemek olmaz diye. Hani şarkıda diyor ya aynı rakıyla dumanlı, dillerinde aynı şarkı diye, en ufak bir abartı yok. Denizimiz aynı, zeytinimiz, yemeklerimiz ve daha pek çok şey. Bir tek dilimiz farklı. Midilli'de kaldığım birkaç gün, üç beş kelime Rumca öğrenmiştim, evet hayır tamam günaydın gibi. Aklımın bir köşesinde Yunanca öğrenmek hep vardı. Ama nasıl? Nasıl olacaktı bu? Memlekette Yunanca kursu az, bir İngilizce bir Almanca değil ki her köşebaşında öğrenesin. Özel ders verenler çoğunlukta, onu da fırsat bulup ben yapamadım.
Bugün bir site keşfettim, Livemocha.com diye. Sitede birçok dil seçeneği var. Öğrenmekte olduğunuz dilin alıştırmalarını yapabileceğiniz gibi, sizin dilinizi öğrenenlere de yardım edeceğiniz bir site. Önce vicdan azabımı durdurmak, ve biraz pratik yapmak için Almanca'yı seçtim, sonra dil seçeneklerine bir baktım ki-Yunanca orada! Hemen Yunanca'ya koştum, sonrası malum kalimera'lar, kalispera'lar havada uçuşmaya başladı. Ama sonradan, öncelikle bir alfabeye ihtiyacım var diye düşündüm ve başladım ona çalışmaya. Büyük harfler iyi hoş da, küçük harflerde yaşadığım birkaç sıkıntı sonrasında, ufaktan ufaktan alfabeyi sökmeye başladım. Herhalde en son ilkokulda böyle heceliyordum, ama Yunanca kelimeleri okumayı başarınca bi cesaret geldi, evet dedim yapabilirim. Şimdilik tutuk bir dilim olsa da, bir gün akıcı, müzikli bir Yunancam olması umuduyla alıştırmalarıma dört elle sarılıyorum.
Yeni bir dil öğrenmenin olmazsa olmazı olarak Greek Alphabet Song'u siz sevgili okurlara armağan ediyorum. Fotoğraf ise benim eciş bücüş yazım ve çok sevgili Lamy'm ile birlikte; Hello. My name is Deniz. I speak a little Greek bla bla bla diyen sevgi dolu Elementary Greek cümlelerim. Hadi eller, hep beraber başlıyoruz; alfa, beta, gamma, delta, epsiloooon... nınınınının
θα σας δούμε!
26 Kasım 2011 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

4 kişi de yorum yaptı:
(Bkz. Sıkıntıdan ne yapacağını şaşırmak.)
sen ne kadar tatlı yorumlar yapıyosun bu aralar yaa. hem, sıkıldığımı kim söyledi?
Ege havasının üzerinizde bıraktığı hisler tanıdık geldi :)bende onu söliim dedim
evet biraz çarpıyor insanı Ege havası :) ama iyi geliyor, orası kesin.
Yorum Gönder