6 Temmuz 2010 Salı

Yalnızlığa, elbet...

İki çeşit yalnızlığım var benim.

İlki, halinden memnun. Cuma veya cumartesi günleri, anne-babayı bir tanıdığın düğününe göndermiş, eve pizza söylemiş, televizyonun karşısına kurulmuş vaziyette. Gecenin ilerleyen saatlerinde, kuvvetle muhtemel, vodka içecek. Tabi ki cappy karışıkla beraber. Müzik hep aynı olacak, yalnız başınayken içerken ne dinleniyorsa, yine onlar dinlenecek. Ruh haline göre internetten 2-3 kişiyle konuşulacak, kesik kesik cümlelerle. Ama bir keyif, bir huzur hep olacak o gecede, o ortamda. Televizyonda her ne varsa deli saçması gelmeyecek, vodkanın tadı her zamanki gibi çok sevilecek, pizza yolda gelirken soğumuş olmayacak... Bir de, ayakucunda kedi tortop olmuş yatıyorsa, keyfe diyecek olmayacak. Bu yalnızlığın fon müziği ise en başından belli;"Ah, eğleniyor, kendi başına.. Ah, neşesi yeter"


Diğeri ise, sahil kasabasında yalnız kalabilme özgürlüğüne sahip, ama mutsuz. Sırf rakıya ayıp olmasın diye yanında zeytinyağı olacak, üzerine kekik serpilmiş, belki de bir iki damla limon damlatılmış. Onlar olmasa, rakı da yalnız. Ama tadı yok o yalnızlığın, ne rakı mutlu halinden, ne de türk kahvesi. Tek başınayken ne fincan kapatmanın bir anlamı var çünkü, ne de kahve telvelerine bir anlam yüklemenin. Yine televizyon açık olacak bu yalnızlıkta, bu sefer müzik kanalı açık olacak, "sıradaki şarkı" hep özlenen arkadaşın favori şarkısı olacak, bu yalnızlıkta da, o hareketli şarkıya bile hüzünlenilecek... Öyle bir yalnızlık çünkü, insan bir çocuk kahkahasında bile hüzünlenebiliyor bazen. Hani bir zamanlar büyüyüp, başını alıp gitmek özgürlüktü, yalnız kalabilmek büyük serbestlikti ya, onlar mutlu etmiyormuş insanı. Sahil kasabasında, yalnız başına bile sarhoş olmanın anlamı yok. Saçmalayıp gülemedikten, kahkaha atamadıktan, ruh haline göre 2-3 kişiyle sohbet edemedikten sonra... Hem, bu yalnızlıkta konuşası bile gelmiyor insanın, kelimeler büyüyor, lokmalar halinde, ama o lokmaları yutuyorsun, zoraki. Kimseye diyemezsin böyle durumlarda "Keyifsizim.." diye, mesele seni anlamamaları değildir zaten, sen anlatamıyorsundur kendini, kendine bile. İşte bu yalnızlıkta, ne boş evin sana kalmasının heyecanı vardır, ne sohbet edip içini dökmenin, ne de dibi görülen kadehlerin. Öyle suskun, öyle durgun, ve öyle boştur o yalnızlık.

Meraklısına; evet son zamanlardaki susmalarım bu yüzdendi.

Durumla tam olarak alakalı olmasa da, bonus track Candan Erçetin'den gelsin; http://fizy.com/#s/1ajenh

1 yorum:

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...