30 Ocak 2012 Pazartesi

Bir İyilik Yap Kendine: Kontakt Lens Dosyası

Uzun zamandır bahsetmek istediğim şeylerden biri de kontakt lens kullanımı idi. 2011'de kendime yaptığım iyilikler arasında kontakt lensler liste başında bulunmakta, ancak uzun uzadıya yazabilmek için biraz zaman geçmesini bekledim. O kadar pratik ve rahat bir şeymiş ki, "Neden daha önce yapmadım" dedirtti bana, o yüzden de başlıkta lensleri kendine yapılan bir iyilik olarak gösterdim. Gelelim -yine- benim hikayeme.

On altı yaşındayken gözlerimin bozulduğunu çoğu insan gibi uzaktaki yazıları, numaraları okuyamadığımı anlayarak fark ettim. Yine çoğu insanın ilk gözlük numaraları gibi, 0.50 ve 0.75 miyoptu gözlerim. Günler süren gözlük seçememe seanslarının ardından, en sonunda bir gözlüğüm oldu, ama o gözlük gözümden çok kutusunda durdu. Şunu belirtmemde fayda var, eğer küçük yaştan itibaren gözlük kullanmıyorsanız, yani belli bir yaştan sonra gözleriniz bozulduysa, gözlük kullanması çok zor bir alışkanlık. Yıllardır gözlük takan insanlar, sabah kalkarlar ve gözlüklerini takarlar, bütün gün o gözlük gözlerinde olur. Ancak benim gibi sonradan olma gözlüklüler ise, o gözlüğü gerektiğinde takarlar, onun dışında bulanık görme pahasına çıkarırlar. Ben de bu ileri olmayan göz numaramla, sadece tahtayı görmek için gözlük takanlardan oldum lise yıllarım boyunca. Onun dışında da pek bir sıkıntım olmadı, uzaktan gelen birini veya herhangi bir şeyi görmek için gözlerimi kısmam yetiyordu.


Birkaç sene sonra, gözlerimden daha fazla şikayet etmeye başlayınca, yine göz doktorunun yolunu tuttum. İki göz numaram birbirinden farklı olduğu için çoğu zaman baş ağrısı çekiyordum. Bir de gözleriniz ilerlediyse bir zaman sonra mevcut gözlüğün yeterli olmadığını genelde hissettiğiniz için, ben o korkunç hisle, içim kan ağlayarak muayene koltuğuna oturdum. Sonuç acıklıydı, iki gözüm de birer numara ilerlemişti ve sol gözümde astigmat vardı. Yine gözlük seçemeyen ben, hala bile haz etmediğim yeni bir çerçeve aldım, ve astigmatlı bulanık görüntüye rağmen onu kullanamadım.

Bir sene kadar bu acıyı çektim. Karşıdan gelen eşimi dostumu tanımadım, görüp de selam vermiyor durumuna düştüm, artık gözlerimi kısmak da yetmiyordu, ne yaparsam yapayım görmüyordum yani. Bilenler bilir, çok rahatsız edici bir durumdur. "Takıverseydin gözlüğünü, bu kadar zor mu?" diyeniniz olabilir. Yapamadım, takamadım yani. Artık rahatsızlığımın son raddine gelmiştim ki, oda arkadaşımın gazıyla (Bak valla çok rahat, renkli lenslerden de yumuşak üstelik) ve annemin desteğiyle (Gözlük takmadı bunu takar belki?) gururumu ayaklar altına alıp yine göz doktorumun yolunu tuttum.

Göz doktorumun yönlendirmesiyle, yaklaşık bir hafta kadar her gün giderek fazla uzun sürmeyen lense alışma turlarına başladım. Başta ürkütücü gelebilir, gözlerinizi çılgınca kırpıştırdığınızda "Benim de refleksler iyiymiş lan" diyebilirsiniz, fen derslerinde gördüğünüz gibi kirpiklerin gerçekten de yabancı cisimleri gözden atmada ne kadar usta olduğunu bu sayede anlayabilirsiniz. Bu şekilde lens denemelerine gitmenizin amacı, gözün lensi kabul edip etmeyeceğini anlamak içinmiş. Kimi bünyelerde ters tepebiliyor, ve asla lens kullanamayan insanlar tanıyorum. Yani doktora gidip "Bana ordan bi çift lens yaz" diyemiyorsunuz maalesef.

Dokuz aydır lens kullanan biri olarak tavsiyelerim şu şekilde;

- Öncelikle yılmayın. İlk birkaç gün alışmak zor gelebilir, gözünüzde yabancı bir madde rahatsız edebilir. Gözlerinizi zorlamayın, ama bu işin peşini de bırakmayın.
- TEMİZ olun. Üzerine basa basa söylemeliyim ki, bu işin şakası yok. Yani mikrop kapmak çok kolay. O yüzden önce ellerinizi yıkayın, silmek için havlu peçeteler kullanın. Havlunun tüyleri lense yapışabiliyor.
- Masraftan kaçınmayın, solüsyon konusunda elinizi korkak alıştırmayın. Gözünüze batan lensi solüsyonla temizleyip tekrar takmak çoğunlukla işe yarar.
- Bu madde daha çok kadınlar için geçerli. Makyaj yapacaksanız, önce lensi takın, sonra makyajınızı yapın. Makyaj çıkarırken ise yine önce lensi çıkarın, öyle makyajınızı silin.
- Kadınlar için bir madde daha; ilk zamanlarda tırnaklarınızı kısa tutmaya bakın, özellikle yumuşak lensler çabuk yırtılabiliyor.
- Lens gözünüzün arkasına gidip beyninize kaçmıyor, merak etmeyin. (Ben bunu ciddi ciddi düşünmüştüm, evet.)
- Göz kuruluğu en yaygın şikayetlerden biridir. Doktorunuzdan gözyaşı damlası yazmasını isteyebilirsiniz, hatta onu sürekli yanınızda taşıyın, hayat kurtarabiliyor.
- Kaşınma gibi durumlarda yine mutlaka doktorunuza başvurun, alerjik olabilir.
- Lenslerinizi almadan önce göz çapınızı mutlaka ölçtürün. Doğru lens numarası yanlış lens çapı ile bulanık görmeniz mümkün, aynı sıkıntıyı oda arkadaşım yaşadı.
- Lens nasıl takılır veya çıkarılır diye bir konuya özellikle girmedim, çünkü ben de bana gösterildiği şekilde takıp çıkaramadım. Lensi takıp çıkarma şeklim zamanla oluştu, şimdi aynaya bakmadan bile çıkarabiliyorum.
- Sizin de göz numaralarınız benimki gibi farklıysa, lenslerin karışma ihtimali olabiliyor. O yüzden takıp çıkarmaya aynı lensten başlayın. Örneğin önce sağ lensinizi takıyorsanız, çıkarırken de önce sağı çıkarın. Bir zaman sonra eliniz buna alışacaktır.
- İlk zamanlarda yanınızda lens kutusu ve solüsyon da taşımanızda fayda var, böylece alışana kadar geçen süreçte istediğinizde lensi çıkarabilirsiniz.
- Yine ilk zamanlarda yanınızda gözlüğünüzü bulundurun, lenslerden tamamen kurtulup gözlerinizi dinlendirmek isteyebilirsiniz.
- Ne kadar rahat olursa olsun, evde lenslerinizi çıkarın. Lensleri ne kadar az kullanırsanız, gözleriniz için o kadar iyi.
- Genellikle aylık lensler tavsiye ediliyor. Günlük kullan-at olanlar daha çok sporcular içinmiş, ben aylık kullandığım için onları bilmiyorum.
- Pek çok lens ve solüsyon markası var, lenslerde henüz bir dikiş tutturamadığım için bir tavsiyede bulunamayacağım ancak solüsyon olarak Bio True'yu öneririm.
- Güneşe çıktığınızda göz hassasiyetiniz artacağından, güneş gözlüğü kullanmanızda fayda var.
- Hiç lenslerle uyumadım (burada kastım gece uykusu, yani ufak kestirmeleri ve uyuyakalmaları saymıyorum) ancak lensleriniz gece çıkarmanızı gerektiriyorsa uyumayın derim. Yukarıda da belirttiğim gibi, gözünüzde ne kadar az durursa o kadar iyi.
- Sıcak suda lensleriniz gözünüze yapışabilir ve hatta genleşebilir, o yüzden duşa girmeden çıkarmanız yararınıza olacaktır.
- Denize girerken de gözünüzün mikrop kapma ihtimalini düşünerek, yüzerken lens kullanmamanız en garantili yöntem.
- Renkli lens hiç kullanmadım ancak renkli ve numaralı lenslerden normal lensler kadar verim alınmadığını biliyorum. Hiç lens kullanmadıysanız, kontakt lenslerden başlayın, aklınız hala renklilerdeyse, diğerlerine alıştıktan sonra deneyin derim.

Kontakt lensler konusunda benim deneyimlerim ve çevremde gözlemlediklerim bu şekilde. Bu kadar madde gözünüzü korkutmasın, lenslere alıştığınızda hayat birden kolaylaşıyor, varlığını bile unutuyorsunuz. İlk kez lenslerle dışarı çıktığınızda ise, gözlüksüz ama net görebilmenin ne kadar güzel bir şey olduğunu anlıyorsunuz. Benim lensten çok, bu net görüntüye alışmam uzun sürdü. Şimdi lenssiz dışarı adımımı bile atmıyorum. Gözlüğümle ise hala aram kötü. Ancak lensleri şiddetle tavsiye ederim. Başlangıçta çok cesaretsizdim, kullanamayacağımdan çok korktum ama şimdi her şey yolunda. Biraz titiz olmak dışında, geriye yapacak pek de bir şey kalmıyor.

Hepimiz gözlerimizi kısmadan herkesi, her şeyi net görelim amin!

2 yorum:

  1. Ben de kontak lens kullanıcısıyım,her şeyi çok güzel yazmışsınız. K.L.in mutlaka göz doktoru muayenesinden sonra alınması ve kontrollarının aksatılmaması gerekiyor haklısınız ! Güle güle kullanın !

    YanıtlaSil
  2. Venim gibi yeni baslayanlar icin cok faydali bir yazi cok tesekkurler sokakkedisi 😊😊

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...