11 Mart 2012 Pazar

Bir Yol Arkadaşı Olarak Sokak Kedisi

Uzun bir aranın ardından yolculuk başlığı altında yazı girmenin mutluluğunu yaşamaktayım. Yine kendimi yollara vurdum, sırt çantama yapışık bir halde otobüs koltuğunda uyur vaziyetime geri döndüm. Ama bu kez rotamı değiştirip, biraz kısaltıp haftalık rutine çevirmiş durumdayım. Şimdi anlatacağım kısa hikayem için önce güzergahımı göstermem gerekiyor, o yüzden şöyle buyrun; 



Durum şu, çıkış noktam Balıkesir. Oradan aktarma ile Bandırma, sonra da Biga. Gereken bazı durumlarda ise Çanakkale. Ancak Çanakkale şimdilik gündem dışı, o yüzden hikayeme Balıkesir-Bandırma-Biga ekseninde devam ediyorum. Varış noktaları arasındaki mesafeler şu şekilde; 

Balıkesir - Bandırma: 94 km
Bandırma - Biga : 70 km
Biga - Çanakkale : 97 km
Balıkesir - Çanakkale : 260 km (Bandırma üzerinden)
Balıkesir - Çanakkale: 210 km (Edremit körfezi üzerinden)

Bu bilgileri de verdikten sonra konuya dönebilirim. Sokak Kedisi, A şehrinden B şehrine.. Yok yok, bu o değildi. Ehm, evet. Bandırma'dan Balıkesir'e dönmeye çalıştığım bir akşamdı. Zaten nasıl oluyorsa bu dönüş yolculuklarında feci şekilde bitap düşüyorum, kendimi bir an önce koltuğuma atıp uyumak istiyorum. Otobüse bindiğimde baktım ki yerimde biri oturuyor. Böyle durumlarda kaplan kesiliyorum. Neyse, koltuğuma kavuştuktan sonra huzurlu bir şekilde yolculuğa başlamaya hazırdım. Ancak bir yolcu eksik olacak ki, otogardan anons geçiliyor. Sonrasında fark ediyoruz ki, benim yerime oturan kız, yine kendi yerine oturmamış ve bambaşka bir koltuğa oturarak muavinin kendisini eksik sanmasına neden olmuştu. Durum fark edilince hayat normale döndü. Yiyecek içecek servisi de bittikten sonra, yol arkadaşım Ömer'e ayıp olma pahasına "Ben biraz uyuklayacağım" diyip kulaklıklarıma uzandım. Tam da şu şarkı başlamak üzereydi ki, arkamdan birinin omzuma dokunduğunu hissettim. 

kız : Pardon, buradan Balıkesir ne kadar sürer?
sokak Kedisi : Bir saat on beş dakika.
kız : Peki İzmir'e hemen araç bulabilir miyim?
sK : Bulursunuz tabi, kısacık yol zaten.

... (önüme dönerim, yeniden dürter)

kız:  Ya ben çok kötü durumdayım, çok stresliyim, konuşacak birine ihtiyacım var rica etsem yanıma gelir misiniz?
sK: ...

Baktım başka çare yok, otobüsün yarısı da boş, kalktım kızın yanına gittim. İşi gereği seyahat etmesi gereken bir reklamcıymış, ama böyle yağmurlu havada yolculuk yapmaktan nefret ediyormuş, ben nasıl böyle gidip geliyormuşum korkmuyor muymuşum, bu firma güvenilir miymiş, sanki hızlı gidiyormuş?, kaç saate varırmışız gibi sorularla karşı karşıya bıraktı beni. Baktı ki yol konusunda bilgim var, bir yerden bir yere kaç saatte gideceğimiz, kaç km yol yapacağımız üzerine bütün merakını giderdi. On  beş dakikada bir yerinden zıplayıp "Nee hızlı mı gidiyoruz, hı?" diye sormayı ihmal etmedi. Bense berbat bir yol arkadaşı olmama rağmen "Bak canım, bir saate Balıkesirdeyiz, hızlı falan da gitmiyoruz, zaten hız sınırını aşamazlar, yağmurda da bi'şey olmaz bu yol otoban, sen dua et karda gitmiyoruz, hem bu kısa mesafe, İzmir'e de otobüs bulursun zaten, 2.5 saat yol gidiceksin alt tarafı" diye periyodik aralıklarla sıraladım. O ise dolu dolu gözleri ve titrek sesiyle yeni sorular sormaya devam etti. Durum ciddiydi anlayacağınız. En son ikna oldu ama, "Öyle iyi geldin ki, sen olmasan bu yol geçmezdi çok sağol" dedi, ben de rahatladım en azından sakinleşmişti. Yol da beklediğimizden kısa sürdü. Değirmen Boğazı ve kuleyi görünce kıza döndüm, "İşte geldik.." dedim, baktım uyuyakalmış. İki dakika sonra otobüsün ışıklarının yanmasıyla uyandı, saate baktı "Eee, erken gelmişiz?" dedi. "Yol boştu rahat geldik, olur o kadar" dedim, "Hadi sana iyi yolculuklar" deyip kaçtım. Böyle yol arkadaşları kırk yılda bir denk geliyor ama, geldi mi de fena geliyor.

Bizi tercih ettiğiniz için teşekkür eder, bir başka yolculukta tekrar görüşmeyi dileriz efendim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...