24 Mart 2013 Pazar

Acının Evreleri

21.03.201* 19.45

Bugün acı eşiğime yeni bir soluk getirdiğime, yeni bir ivme kazandırdığıma inanıyorum. Siz siz olun, "Ne kadar acıyabilir ki?" demeyin.

21.03.201* 18.00

Seans öncesi doktor, gerekli bilgileri veriyor. Hiç ses çıkarmadan başımı sallıyorum. Sessizliğim ve umarsızlığım, doktoru dinlemediğimden değil. Yapılacak işlemi biliyorum, pek endişeli olduğum da söylenemez. Hem, ne kadar acıyabilir ki? Doktorun anlattıkları bitince, beraber işlem odasına geçiyoruz.

21.03.201* 18:15

İşlem odası, bembeyaz bir oda. Florosanla aydınlatılmış, beyaz duvarlı, temiz ve tabi ki tıbbi ilaçların olduğu her yer gibi hastane kokuyor. Ayağımdaki galoşlarla kaymamaya dikkat ederek, muayene yatağına uzanıyorum. Doktor şırıngaya ilaçları enjekte ediyor. "Şimdi bir deneme yapalım. Ne kadar acıyıp acımadığını gör. İstediğin yerde durabilirim" diyor. İğnenin ucunu kafa derimde hissediyorum. İçindeki ilacın iğneden çıkıp kendini vücuduma saldığını da. Biraz yakıyor, ama sorun olmaz diye düşünüyorum. Çocukken de iğneden korkmazdım hiç. Doktor iğneyi başka bir yere batırıyor, aynı işlemi tekrarlıyor. Bu sefer biraz daha acıyor. Kanamış olacak, doktorun asistanı bir pamukla koşuyor bana doğru. Doktor aynı işlemi defalarca tekrarlıyor. Her seferinde acı, biraz daha dayanılmaz oluyor. Gözlerimden yaşların sızmasına engel olamıyorum. Doktordan durmasını istiyorum.

 21.03.201* 18.30

Doktordan durmasını istemeseydim keşke. Durdukça daha çok acıyor çünkü. Artık gözlerimden yaşlar sızmıyor, çünkü baya baya ağlıyorum. İğnedeki ilaç bitmemiş bile, üstelik daha üç tüp var beni bekleyen. Ellerimin buz gibi olduğunu fark ediyorum. Biraz rahatlamam  için başıma soğuk, pembe renkli bir sıvı sürüyorlar. Bu beni rahatlatıyor ama, daha çok üşütüyor. İlk seferkinden farklı olarak, dayanılmaz bir acı duyuyorum. Doktor asistanına işaret ediyor. Asistanın odadan çıkıp elinde başka bir ilaç tüpüyle gelmesi bir oluyor.

21.03.201* 18.35

Asistanın getirdiği ilacı sürüyor doktor, yavaş yavaş. "Bu seni uyuşturacak" diyor, "Ancak biraz beklememiz lazım." İlacı sürdükten sonra asistanıyla beraber çıkıyorlar odadan. Odada yalnızım. Sebilden bir bardak su alıp içiyorum. Artık ağlamıyorum.

21.03.201* 18.55

İlaç etkisini gösterdi mi bilmiyorum. Etkisini göstermesi gereken zaman dolmuş olacak, doktor geri dönüyor. Tekrar uzanıyorum yatağa. "Şimdi derin bir nefes al" diyor doktor, ben nefes aldığım an iğneyle ilacı enjekte ediyor yeniden. Acıyla kıvranıyorum. Bir saat önce yatakta kıpırtısız yatan ben değilim artık. Burnumda ilacın o kendine has, ağır kokusu var. Gözlerimi kapatıyorum. İnce, ama kesif bir acı bu. Dalga dalga yayılan. Sinsi ve derinden. Ne kadar acıyabilir ki demiştim ya hani, ben böyle acı görmedim. Benim bildiğim, nereden geldiği bilinen, tok ve devamlı acıydı oysa. Bir kemiğin kırıldığı anki çıt sesinin ardından gelen acı gibi. Bu ona benzemiyor. Bir iğneye daha tahammül edemeyecek durumdayım artık. Yerimden acıyla kalkıyorum, yeniden ağlamaya başlamışım. İşlemi mecburen yarım bırakıyoruz. Konuşmak istemiyorum. Bir su daha istiyorum yalnızca.

22.03.201* 00.45

Başımda şişlikler var. Yastığa koyarken bile acıyor. Zaman zaman, iğnenin ilacı enjekte ederken duyduğum acıyı duyar gibi oluyorum. Burnumda hala aynı ağır koku var. Bir kokudan nasıl kurtulur insan? Acıdan kurtulsa, kokudan da kurtulur mu? "Acı" tabirimi yerle bir eden bir gün oldu bugün. Her acıya dayanabilirim sanıyordum. Zayıf bir bünyem olduğu doğru, bu yüzden o acılar çoğu insan yerine bana uğrarlar, bu da doğru. Ama tüm bunlar, bana dayanma gücü verir. On yedi yaşındayken bile "Fiziksel acılar iyidir, ruhundakileri unutursun" diyebilmiş biriyim ben. O yaşıma bakmadan ahkam kesmiştim, ama bu bile zayıf bedenimdeki acı hakkında bir fikir verebilir size. Acı bir yana... Koku gitmiyor. Kokular bu dünyada en çok canımı sıkan şeylerden biridir zaten. Zamansız, zamanda yolculuk yaptırırlar size. Bu kokuyu bir daha almamayı, ve o zamana asla dönmemeyi diliyorum pek tabii. Zaten bu satırları da, tarihe not düşmek, ardından da unutmak için yazdım.

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...