27 Ocak 2017 Cuma

Kürk Mantolu Madonna Üzerine

Kürk Mantolu Madonna, hakkındaki tüm tartışmalar bir yana, başrolü olduğu paylaşımlar yüzünden belki de pek çoğumuza "Eeehh, yetti artık" dedirten bir kitap oldu. Kitabın sosyal medyadaki bu medyatik yüzü rahatsız edici elbette, ama gerçek olan şu ki, hala en çok satanlarda olmayı ve bu kadar sevilmeyi hak ediyor.

Ben kendi adıma, sadece Kürk Mantolu Madonna'yı değil, Sabahattin Ali'yi, özellikle onun öykülerini çok seven biri olarak kitabı başka bir (hatta iki) açıdan anlatmak istiyorum.

Kürk Mantolu Madonna'yı okumak, hiç kuşkusuz zevk aldığım bir süreçti. Damakta bıraktığı Sabahattin Ali okumanın tadı bambaşka. Ne yazarsa yazsın, yazarın dilinin beni sarmaladığını hissetmişimdir. Ama klasik okumanın ötesine gitmek istedim ve Seslenen Kitap uygulamasıyla Mert Fırat'ın sesinden dinledim. Yaklaşık 6 saat süren kitabı Mert Fırat çok güzel seslendirmiş. Otobüs yolculuğunda müzik dinlemek yerine kitap dinlemek değişiklik oldu, keyifliydi diyebilirim. Kürk Mantolu Madonna ilk sesli kitaplarımdan biriydi. Sesli kitap ayrı bir yazının konusu, ama ilk kez deneyeceklere daha önce okudukları bir kitapla başlamalarını öneririm. Ben de aynı düşünceyle Kürk Mantolu Madonna'yı satın aldım, sevdiğim kitabı bir de dinlemeyi tecrübe ettim.

Bu yazıyı yazmamın asıl sebebi ise Kürk Mantolu Madonna'yı İngilizce okumam oldu. Bir kitabı anadilinden okumak elbette en güzeli. Ama ben kitabı Alman bir arkadaşıma hediye etmek istedim, Penguin Classics'ten çıkan çevirisini görünce almadan edemedim. Kitabı hediye etmeden önce hem meraktan hem de okuyacak arkadaşım için açıklayıcı notlar almak için ben de okudum. Sevdiğim bir kitabı İngilizce okumak benim için de farklı bir deneyim olacaktı üstelik.

Başta kitabın çevirmenlerine baktım, iki çevirmenden birinin Türk olmasını bekledim açıkçası. Kafamda kitabı okurken Sabahattin Ali'nin dilini hissedememek, Raif efendinin naifliğinin kitaba geçirilmemesi gibi soru işaretleri vardı. Bir neden de, Türkçe'nin hakim olması zor bir dil olmasıydı. Bu yüzden, bir çevirmenlerden birinin ana dilinin Türkçe olmasını bekledim. Ama araştırdığımda, iki çevirmenin de Türk edebiyatının en köklü eserlerini çevirdiklerini gördüm. Yine çevirmenlerden birinin çocuk yaşta Türkiye'ye geldiğini ve burada büyüdüğünü okudum. Çocuk yaşta dilimizi öğrenmiş olmasına güvenerek ön yargılarımı bir kenara attım ve kitaba başladım.

Madonna in a Fur Coat benim için de başlı başına bir deneyimdi. En başta kendime didaktik davranarak bilmediğim kelimelerin karşılığına bakmaya zorladım kendimi, bu sefer okumadan tat alamadım. Birkaç sayfa sonra bunu bıraktım, üniversitede makale okurken kullandığım yönteme geri döndüm: bir metni anlıyorsanız, her kelimesini sözlükte aratmak zorunda değilsiniz. Eğer kelimeyi hiçbir anlama yoramıyorsanız veya metinde sık geçen bir kelimeyse sözlüğe bakabilirsiniz. Kelimelerin karşılıklarına bakmayı bırakmak beni rahatlattı ve okumamı hızlandırdı, elbette daha önce kitabın Türkçe'sini okumamın da bunda etkisi vardı, bazı yerleri yorumlamak daha kolay oldu benim için. Çevirinin kalitesine gelince; İngilizce olsa bile Sabahattin Ali okuduğumu hissettim, bu benim için yeterliydi.

Kitapta gözlemlediğim tek eksik, benim arkadaşım için tuttuğum notların içerikleriydi. Bunlardan bazıları dipnot olarak belirtilebilirdi. Örneğin kitapta Raif Efendi'ye neden bey değil de efendi dendiği anlatıcının da bahsettiği bir şeydi. Ben bu bey ve efendi sıfatlarını açıklamak zorunda kaldım. Kitabın içinde kullanılan bazı Türkçe kelimelere (lira, kuruş, rakı) açıklama getirilebilirdi veya Ramazan, teravih gibi kavramlar yine bir dip notta anlatılabilirdi. Bu çevirmen hatası değil editörün atladığı bir kısım olabilir diye düşünüyorum.

Özet olarak, Instagram'da kahve ile paylaşmalı okumalardan farklı deneyimler yaşadım, Kürk Mantolu Madonna'yı hem dinleyerek, hem başka bir dilde okuyarak. Arkadaşımın düşüncelerini ise ayrıca merak ediyorum. Bakalım benim memleketimden, onun yaşadığı şehre uzanan bu hikayeyi nasıl bulacak.

***

Kitabı okumayanlar için not: Popüler olmasına karşılık ön yargıları hak etmeyen bir kitap. Herkes hayatında  bir kere Sabahattin Ali okumanın tadına varmalı diye düşünüyorum. Madonna'yı yanlış anlayan ekran yüzlerine ise itibar etmeyiniz.

2 yorum:

  1. İyi günler, blogunuzu bir tesadüf eseri keşfettim. Yaşınızın genç olmasına rağmen, çok güzel yazıyorsunuz. Geriye dönük tüm yazılarını okudum. Yazılarınızda ve yaşadıklarınız da kendi yaşadıklarıma dair benzerlikler buluyorum. Yazmaya devam edin, bir sonraki yazınızı merakla bekliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba, yorumunuz için çok teşekkür ederim. Yazdıklarımı beğenmenize sevindim. Sevgiler :)

      Sil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...