17 Mayıs 2009 Pazar

Bir Örovizyonun Daha Sonuna Geldik...

Her sene olduğu gibi bu seneki Örovizyon krizini de sağ salim atlatmış bulunmaktayız. Her sene sinirlenmiycem, ilgilenmiycem diyorum ama yine sinirlerime hakim olamıyorum. Bu sene elimden geldiğince Hadise'nin saçı, başı, kıyafeti, şarkısı gibi tartışmalardan uzak durdum, ilgilenmedim. Zaten önüne gelen sırf eleştirmiş olmak için eleştiriyor, yorum yapıyor. Gazetede internette televizyonda, her yerde. Modacılar kıyafeti beğenmiyor, öbürü Hadise'yi istemiyor falan. Herkesin hobisi olmuş dışardan konuşmak. Yarışma gününe kadar Hadise de kıyafeti de umrumda değildi açıkçası. Yarışmayı izlemeyi de düşünmüyordum. Denk geldi izledim, Hadise gayet iyiydi, kıyafetini de beğendim. Nedir bu kadar tartışma anlamıyorum. Yok çok alaturkaymış, yok daha modern olabilirmiş. Sahne kıyafeti yaa, herkes beğenmek zorunda mı! Kırmızı da yakışmıştı ayrıca. Bir de zavallım hastalanmış, kesin kurdeşen döktü kız, bu kadar insan hakkında konuşursa olucağı o. Psikolojik baskıda üstümüze yok. Oylamaların da bir kısmına baktım, yine sinirlenmiycem diyorum her sene olduğu gibi, ama bu sene de sinirlendim. Herkes komşusuna oy veriyo, biz de mal gibi heyecanlanıyoruz. İskandinavlar Norveç'e çalıştı, Belçikadaki Almanyadaki Türkler Hadise'ye oy verdi, Kıbrıs bize sıfır çekti, Balkan ülkeleri birbirine tam puan verdi.. Değişen bişey yine olmadı. Evet, Sertab Erener'den sonra bizler için Eurovision çok daha heyecanlı bir hal aldı, ama iyi mi oldu kötü mü oldu bilmiyorum. Eskiden yerlerde sürünürdük, bi o Şebnem Paker adlı kızcağız vardı, ben daha 7 yaşındayken mi ne 3.olmuştu, onun dışında boynu bükük ayrılırdık. Şimdiki tartışmalar aylar öncesinden başlıyor. Kim katılsın, Türkçe mi söylesin İngilizce mi, her sene bıkmadan usanmadan bunları tartışıyoruz. Bunlar belli olduktan sonra da kurban kişinin her şeyine laf etmeye başlıyoruz. Sadece Hadise için söylemiyorum, kim katıldıysa bugüne kadar, her şeyiyle eleştirdik. Evet belki amacı da güzel bir yarışma, ülkeler kendilerini tanıtma fırsatı buluyorlar, ama artık tadı kaçtı bence. Sürekli komşumuzu pohpohlayarak nereye kadar gidebiliriz. Hele bir de komşumuzla aramızda bir diplomatik kriz söz konusuysa, aman aman, gitti güzelim oylar. Sonra başlasın yurt dışında yaşayan Türkler oy vermeye. Onlara da yazık. Ben bile bu kadar konuşuyorum, yine olsa yine sinirleneceğim oylama esnasında. Dünkü sinirimle Norveç'e de bi ton sövdüm, çıkmış bi oğlan çocuğu elinde kemanla, yerde sürünen 3 eleman, Can amcanın deyişiyle kurbağa gibi zıplıyor. Bugün dinlediğimde, eh dedim o kadar da kötü değilmiş, çocuk da sevimliymiş. Yine de yerde zıplayanlara gıcığım, o ayrı. Bi de o 2 kadını sevmedim çocuğun yanındaki, bende Abba hissi uyandırdılar. Abba'yı sevmem de ayrı ironik tabi, Eurovision olmasa onları da tanımıycaktım oysa. İşe yaradığı oluyormuş demek ki Örovizyonun, burdan bunu çıkarıyoruz.

Uzun lafın kısası, Hadise yatsın kalksın 4.olduğuna sevinsin, yoksa konuşanlar bin beter başlardı "ben demiştim" diye, havaalanında taşlanırdı kız maazallah.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...