31 Mayıs 2009 Pazar

Tek Çocuk Olma Sendromu

Tek çocuk olmak ağır bir sorumluluk getirir. Tüm beklentiler size odaklıdır, herkes sizden bir şeyler bekler, ebeveynlerin yapmak istedikleri ama yapamadıkları her şey sizin üzerinizde denenir, ve bu denenen şeyleri mükemmel bir şekilde yapmanızı beklerler. Tek kız çocuk olmak daha da sinir bozucudur, hem soyadın devamı gibi bir durum söz konusu değildir, hem de o iğrenç "bievinbikızı" tanımlamasını acımadan yapıştırırlar size. Bir de önyargı vardır tek çocuklara karşı, herkes şımarık gözüyle bakar. Yaşadım ordan biliyorum, harika geçen 8 senenin ardından anadolu lisesinde sevgili (!) hocalarım anında şımarık damgasını vurmuşlardı bana. Arkasına saklanmadım diyemem, ama bu işlerin iyice çığrından çıkmasına yol açtı, neyse ki konumuz bu değil, ben o ağır sorumluluk üzerinden gideceğim.


Çoğu tek çocuğun aksine, küçüklüğümden beri beni kızdırmak için sorulan kardeş istiyo musun sorularına (bir diğeri de anneni mi daha çok seviyosun babanı mı sorusudur) her zaman red cevabı verdim. Benden sonra gelip ilgiyi üzerine toplayacak birinin varlığına dayanıcak gibi hissetmedim kendimi hiçbir zaman. Şimdi zaman zaman pişmanlık hissettiğim oluyor, ya gerçekten şımarığım ya da söyleye söyleye şımarık yaptılar beni, ama hala üzerimdeki ilginin 2'ye hatta 3'e bölünmesinden korkarım. Bi abi abla olsa neyse. Ama böyle bi şans ben doğduktan sonra olmadığı için, kendimden büyük bir kardeşe sahip olamamanın acısını çektim, bunu inkar edemem.


Öyle bir kardeş olmalı ki... Senden önce annenin/babanın bütün egosunu tatmin etsin. Her şeyi onunla yaşasınlar ki, seni de serbest bıraksınlar. Hiçbir sorumluluğun yükü olmadan, özgürce yaşayalım. Tüm bunlar beni hayali bir abla yaratmaya itiyor şu an. Özellikle kız çocuk yaratıyorum ki, annem ondan bütün hevesini alsın. Bi kere bu abla küçükken yaramaz bi çocuk olsun. Bisiklet tepesinden inmesin, yerlerde yuvarlansın ama bi kemiği bile kırılmasın. Hafiften de tombik olsun, herkese gülücükler saçsın, sevmek isteyeni reddetmesin. Giydirilen onca süslü püslü bebek kıyafetini rahatça taşısın. Sonra harika bi okul hayatı geçsin, bütün dersleri iyi olsun. Milyonlarca sosyal aktiviteye katılsın, aktif olsun, voleybol oynasın, piyano çalsın, koroda şarkı söylesin. Güzel de bir lise hayatından sonra, ki bu lise hayatında hiçbir olay çıkmasın, boş zamanlarında kavgaya karışmasın, dersleri mükemmel olmaya devam etsin, Hukuk fakültesine girsin. Çok akıllı ve düzgün bi kız olsun bu, kız gibi giyinsin, derli toplu, upuzun saçları olsun, süsüne makyajına düşkün olsun. Üniversiteyi sorunsuzca bitirsin, evdekilerin de onayladığı bir ilişkisi olsun, okul bittikten 1-2 sene sonra harika bir düğünle evlensin. Evlenicek tabi, işi ne! Evlenicek ki anneme torun verebilsin, tercihen bir kız bir de erkek. Neden? Çünkü ikisinden de olsun ki, ah bir de kızımız olsaydı, ah bir de oğlumuz olsaydı demesinler. Damat da çookk düzgün bir insan olsun, tam da bizimkilere uygun bir ailesi, bi çevresi, iyi bir işi olsun. Adetaaaa oğulları gibi sevsinler. Böylelikle iyi evlat-iyi damat-iyi torunlar ve mutlu hayatın formülünü bulup gül gibi yaşasınlar. Bana gelince, ben bu esnada dilediğim gibi yaşayıp, hiçbir beklentiyi gerçekleştirmeye uğraşmamalıyım. Ailede 3.kuşak Hukukçu olmamışım, kime ne! Evlenip çocuk sahibi olmamışım, nolucak ki, 2 torun zaten var. Ablam harika biriyle evli, yolunda giden güzel bir evliliği var aman Allah bozmasın. Hatta Allah'a yakın bana uzak. Ama yok, ben bu ablanın saçını başını yolarım, bu kadar da kusursuz olunmaz ki. Hem annem kalkıp habire örnek gösterir, uyuz olurum. O örnek gösterdikçe ben tenhada kıstırır daha beter döverim. Kesin ispiyoncudur o zaten, koşar anneme şikayet eder. Off, düşüncesi bile içimi sıktı, kardeş sahibi olmamam güzel bişeymiş sanırım.

Son olarak, bu kusursuzluk abidesinin adı da Firuze olsun. Kesin o da içlerinde kalmıştır! (Beni de allah korumuş ne diyim. Az kalsın bir Sezen Aksu şarkısı olucakmışım, haberim yokmuş!)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...