26 Temmuz 2009 Pazar

Bir de Gurbet Yarası Var, Hepsinden Derin

Bir haftanın daha sonuna gelirken, bugün yine cümle kurma, ve o cümleleri art arda getirip paragraf oluşturma özürlü olduğum için, bir listeyle çıkacağım karşınıza. Konumuz, gurbette neleri özlediğimiz. Gün geçtikçe daha garip bir liste çıkıyor, önümüzdeki 2 haftayı sabırsızlıkla bekliyorum.


  • Türk Kahvesi: Evet bu yeni bişey değil. Buraya geldiğimden beri diyaloğa girdiğim herkese bunu belirtmiş olmalıyım, o yüzden ayrıntıya girmeyeceğim. Köpüktür, telvedir bu tarz şeylere karşı çok hassasım bu aralar.
  • Kahvaltıda gazete okumak: Yanında demli çayla simit istemiyorum bak, ne iyi insanım. Sadece bir Türk gazetesi istiyorum, bir yandan kahvaltımı yaparken, bir yandan okuyabileceğim.
  • Seyyar satıcı: Özellikle sahilde midye dolma, mısır, simit satan olmadan boş boş oturmak çok sıkıcı!
  • Atatürk büstü: Yine bir gün, güneş tepemden beni bitap düşürürken, meydandaki havuzun yerinde bir şeylerin eksikliğini hissettim ve bir anda kafama dank etti. Atatürk büstü, o kadar alışık olduğum bişeymiş ki, resmen gözlerim aradı. Maltalıların da yaptığı ayıp, bu kadar Türk geliyo buraya, insan bi tane yaptırır yani.
  • Kiloyla meyve/sebze: Buraya geldiğimde fark ettim ki, Türkiye'de bolluk içinde yaşıyoruz. Karpuzları yarım hatta çeyrek satıyorlar, salatalıkları taneyle. Hepsinin ne kadar pahalı olduğundanbahsetmeme gerek yok sanırım.
  • Marketlerde sınırsız poşet kullanabilme özgürlüğü: Belki buradaki en anlamlı şey, plastik israfının önüne geçmek için poşetleri ücretli yapmaları, yine de, alışmışız bi kere milyonlarca poşet kullanmaya, kasadakileri öderken "end van pilastik beg piliiiz" demek kanına dokunuyo insanın.
  • Deve güreşi: Yuhh demeyin. Bugün sahilde denize girenleri izlerken (ki bu populasyonun 3te 2si aşırı sıcak yüzünden denizdeyken) düşündüm ki, burada eksik olan, 2 çift deve güreşi yapan Türk genci. Bunu da özleyebiliyormuş insan.
  • Bozuk para sıkıntısına alternatif çözümler bulma: Biz Türkler kesinlikle çok zeki insanlarız. Zira burada Türkler hariç kimse 6 euro için 11 euro verip 5 euro para üstü vermeleri gerektiğini anlamıyor. Size boş boş bakıp, 4 euro para üstü veriyorlar, şangır şungur bozuk paralarla dolaşıyorsunuz, iğrenç.
...
Daha 2 haftam olduğu için listeyi şimdilik burada bırakıyorum. Bu yazıya burada son verirken, sözlerimi üst katımdaki Türk gencinin ev arkadaşıyla diyaloğu ile noktalıyorum. Bahsettiğim Türk genci, kuvvetle muhtemel alışverişten dönmüş, ancak anahtarını evde unutmuştur. Kapıyı çalar, cevap gelmez. Buraya kadarki kısımlar benim tahminim. Devamını ise, bizzat duydum, 2 haftadır hiç bu kadar içten kahkaha atmamıştım.
"Erdal open the door ulan, elim kolum dolu, s..cam ağzına!!!"

Şafak:14

2 yorum:

  1. tesadüfen blogunu gördüm bi okuym dedim şu yazıyı. çok güzel anlatmıssın şu gurbet olayını valla. yurtdısındayken benim de "bi an önce türkiyeye dönmek istiyoruuuuuuuumm" dye haykırıslarımın çogu sebebi bunlar yahu, halbuki daha 1 hafta olmuşken :))

    AYTEN :)

    YanıtlaSil
  2. teşekkür ederim aytencim, tez vakitte türkiyeye dönelim inşallah :))

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...