16 Temmuz 2009 Perşembe

SokakKedisi Malta'dan Bildiriyor

Evet bir mekan değişikliğiyle daha karşınızdayım. Her ne kadar bana hala Türkiyedeymişim gibi gelse de, Malta'dayım, buraya, insanlara, okula ve yeni evime alışmaya çalışıyorum. Korkunç geçen bir yol öncesi sürecinin ardından, kendimi bu adada buldum, ama burada olmak beklemekten kesinlikle daha iyi.


Malta izlenimlerime gelince. Deyim yerindeyse çivisi çıkmış buranın, henüz tam gezme imkanı bulamasam da, kaldığım yerde Maltalı göremedim desem yalan olmaz, turistler ele geçirmiş, bir grup ergen genç burada denizin güneşin ve gece hayatının tadını çıkarmakta. Gece hayatına alışık olmadığımdan değil, ama pek adapte olduğum söylenemez. Yine de, şu 4 gün içinde geçirdiğim en dejenere an, Welcome Drink'te bulunduğumuz clubta Tarkan çalmasıydı, çığlık attığımı gören rus kız zorla piste çekti beni. Tam da Türkçe bişeyler duymanın hasretini çekerken dj güzel bi süpriz yaptı, arkasından Hadise ve Sertab Erener çaldı, zaten sonunda ben zevkten dört köşeydim.

Onun dışında, yine yemek düzenim bozuldu, tabi bu yeni bir şey değil. Ama burada makarna pizza ve salatadan başka yemek yok. Yol kenarlarındaki standlarda dilim pizza satıyorlar, zaten oturucak yer çoğunlukla yok, insanlar ayakta, yolda yürürken, kaldırım kenarlarında yiyolar yemeklerini. Ama bu dilim pizza satan yerlerden birinde hayatımın en güzel pizzasını yedim diyebilirim. İtalyan makarnasıyla ise kesinlikle aram yokmuş, onu da öğrenmiş oldum. İlk 2 gün sıcaktan yemek yiyemedim zaten, sadece su içtim. Suların da bir kısmı Türkiye'den geliyor, şişelerden birinde uludağ yazısını görünce gözlerime inanamadım. Bize göre ters akan trafiğe hala alışmaya çalışıyorum, karşıdan karşıya geçerken çok daha dikkat ediyorum Türkiye'dekine nazaran. Prizler 3lü, adaptör almak gerekiyor, kısacası burda her şey İngiltere'deki gibi. Her milletten çeşit çeşit insan var, barlar sokağında zenciler rasta yapıyor, kaldığım apartmanın yanında çin restoranı var, Irish Pub, Scandinavian Bar, ne ararsanız... Daha sakin bi ada yaşantısı beklerken turizm cennetine düştüm, istediğim o ada konseptini yakalamak için biraz gençlerden uzaklaşıp adayı keşfetmeye çıkmam gerek sanırım :) Ama nereye gidersem gideyim, burada bir Akdeniz rahatlığı hakim, insanların kafaları rahat, Maltalı da olsalar, turist de olsalar. Bir aldırmazlık var, ve sanırım buraya dair en sevdiğim şey bu aldırmazlık oldu. Zaten zaman geçtiktçe aynı aldırmazlık size de çöküyor, bilmediğim sokaklarda sanki etrafı çok iyi biliyormuş gibi dolaşırken, hissettiğim aylaklık duygusu nedense çok huzur verdi bana. Bir de uzaklaşmanın hazzı tabi, uzun zamandır bu kadar dolu dolu yaşamamıştım. Kaz dağı eteklerinde nefes alamıyorken, o hissi duymamam doğal tabi.

Yeni yerler görmek güzel, alışma sürecinden sonra adayı tavaf edeceğim, yeni lezzetler tatmaya ise kesinlikle açık değilim, ve de Türk yemeklerine en yakın mutfak Yunan mutfağıdır, nokta. Yutkunarak kokoreç, midye dolma, rakı, ıslak hamburger, çay ve türk kahvesini aklımdan çıkarmaya çalışıyorum.

Benden haberler bu kadar İstanbul, söz yeniden sende.

2 yorum:

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...