30 Mayıs 2011 Pazartesi

Rüyamız Hayrolsun

Evet sevgili gönül dostları, baktım rüya yorumları bu aralar çok revaçta, ama ben bi yorum yapmaktan bile acizim, o yüzden daha bugün taze taze görmüş olduğum rüyamı size anlatıp çekiliyorum, belki içinizde fikir yürütecek olanlar vardır. Bir yandan da, mükemmel hafızama güvenemediğim için bu rüyayı bile bile unutmayı gönlüm elvermiyor. Bu bahane ile söz uçar yazı kalır mantığıyla rüyamı unutmamak üzere buraya not düşmüş olacağım  :)

Efendim, rüyamda bir havaalanındayım -hayırdır inşallah?- ama bu bildiğimiz havaalanı değil, yani kocaman bir pist değil, yeşillikler içinde bir havaalanı, ufacık bir yer. Çayırda çimende kalkış yapıyoruz yani. O nasıl oluyor demeyin, rüya bu işte, oluyor. Ben uçağa biniyorum, koridor tarafındayım ama solumdaki iki koltuk da boş. Bunlar gereksiz ayrıntılar belki, ama dedim ya not düşeceğim, çünkü bu kadar detaylı bir rüya uzun zamandır görmemiştim. Neyse, uçakla gideceğim yer belli, Bosna Hersek'e gidiyorum. Neden gittiğimi bilmiyorum, bir sırt çantası dışında eşyam yok, yalnızım, kalacak yer de ayarlamamışım. Bu bağlamda belki de rüyanın tek gerçekçi yeri burası, son zamanlarda canım delicesine amaçsız yolculuk çekiyor.


Uçakta üniversitedeki bölüm hocalarından Bülent Aras'ı görüyorum, işin ilginç yanıysa dört senelik lisans hayatım boyunca Bülent hocadan hiç ders almadığım, ve kendisini de 2 seneye yakın bir zamandır görmemiş olmam. Bilenler bilir, bizim okulda hocalarla ilişkilerimiz çok rahat olduğundan "tamam ya" diyorum, "bi yerleşiyim de merhaba derim nasılsa" Emniyet kemerlerini takıyoruz, uçak kalkışa geçiyor, ama rüya da olsa öyle gerçekçi uçuyor ki, o tekerleklerin hareketini ve uçağın havalanmasını hissediyorum, ve havalanırken de deli gibi korkuyorum, bir akrofobik olarak. Uçuş kısa sürüyor, "ne kadar da çabuk geldik" diyorum kendi kendime, "Bosna Hersek yakın tabi" Evet alt tarafı rüya dersiniz ama rüyada bile bi'şeylere mantık yürütme çabamı takdir ettim yani, etmedim değil.

Uçaktan iniyoruz ve bir otobüse biniyoruz, o arada ilk duraklardan birinde Bülent hocanın inmiş olduğunu fark ediyorum ve üzülüyorum, bir yandansa etrafa bakınıyorum, inmek için gözüme bir yerleri kestireceğim. Artan binalardan bir şehir merkezine doğru yol aldığımızı anlıyorum, otobüsün arka kapısına yakın bir yerlerdeyim ve o kısım kalabalık olduğundan, duraklardan birinde insanlara yol vermek için ben de iniyorum aşağı. Sonra biraz daha gitmek gerek diye düşünüp ön kapıdan tekrar otobüse biniyorum. Ön tarafta birkaç adam var, şoförle birlikte Türkçe konuşuyorlar. Gitsem yanlarına ne diyeceğimi bilmiyorum, o yüzden çaktırmadan dinlemeyi tercih ediyorum.

Gözüme kestirdiğim duraklardan birinde iniyorum, biraz ileride bir dere var, boyu uzun fakat eni dar. Derenin üzerinde bir köprü var yürüyerek geçebileceğimiz, fakat diğer yandan da bir gemi trafiği var; karayolu gibi gidiş geliş birer şerit halinde gidiyor gemiler. Hemen yanımda bir gişe var jeton alıp köprüden geçmek için, o anda bir kız görüyorum benim gibi sırt çantalı, ağlıyor. Sonra bir anda, kaşla göz arasında dereye atlayıp intihar ediyor. Ben şaşkın gözlerle kızın arkasından bakarken, otobüsteki Türklerden birini fark ediyorum, o anda konuşmaya başlıyoruz. Artık nedense -farkındaysanız mantık yürütmeyi kestim- ona güvenebileceğimi anlıyorum ve kalacak yer soruyorum. "Çok lüks olmasına gerek yok, uyuyacağım sadece, mutfağı da olabilir yemek yapabileceğim, bir hostel olsa yeter" diyorum Şükrü abiye. (evet Şükrü abi oldu adam bi anda, bu arada böyle birini tanımıyorum gerçekte, spontane gelişti olaylar) Şükrü abi de sağ olsun iyi bi' insan, bana yolu tarif ediyor, ve ben köprüden geçip yürümeye başlıyorum.

Tam ne olacak, nereye gidiyorum ne olacağım ben diye merak ederken, cep telefonum çalıyor, 444'lü bir bant kaydı tarafından uyandırılıyorum, hunharca. İşte böyle dostlar, bu sabah bu şekilde uyandım, sinirden telefonu da açmadım, fakat rüyanın anlamı kadar sonunu da merak etmekteyim. Bugün böyle bir içimi dökme köşesi yarattım, siz de sabredip okudunuz, sağ olun, var olun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...