18 Kasım 2011 Cuma

İncir Reçeli'ni İzledim!

"Haydaa, bu da nerden çıktı? Kızım kafan mı güzel, İncir Reçeli vizyona gireli kaç zaman oldu, gündem özürlüsü müsün?" gibi cümleler kurabilirsiniz. Ama bi sorun yani, neden şimdi izledin diye. Müsterih olun, durumun farkındayım. Çok iyi bir sinema izleyicisi sayılmasam da, yeni çıkan Türk filmlerini izlemeye çalışırım. Ancak İncir Reçeli bunların içinde özel bir yere sahip. Neden mi?

Efendim, film vizyona girdiği dönemde şu veya bu nedenle sinemada izleyemedim. (Evet çok açıklayıcı oldu ama inanın hatırlamıyorum, bendeki bu hafızayla zor) Sonrasında film patladı, herkeste bir "İncir Reçeli'ni izledin mi?" furyası aldı başını yürüdü. O kadar yürüdü ki, hiç film izlemeyen insanlar bile bana bu soruyu sorar oldu, kendimden utandım. Her seferinde "Susss, konuyu anlatma, sonunu söyleme sakın, izlemedim daha, izliycem ben onu!!!111" diyerek insanları geri püskürttüm. Artık nasıl vahşileştiysem, bir kişi dahi ağzını açıp söylemedi. Boşboğaz arkadaşlara sahip olmamam da büyük etki olabilir tabi, bilemiyorum.

Günlerden bir gün, Altınoluk'taki son günlerimizde Serapla film izlemeye karar verdik. Amacımız evde kız kıza oturup iki bira içip film izlemekti, olay bu kadar masumaneydi anlayacağınız. Cd almaya gittik, fırsat bu fırsat "Aaa Serap, İncir Reçeli'ni izlesek ya, ben hala izleyemedim" dedim. Serap izlemişti, ama iyi arkadaşlar izledikleri filmleri arkadaşlarıyla ikinci baskı izlemekten sakınmazlar. Veya film ikinciye izlemeye değerdi, bilemiyorum. (Şaka lan şaka Serap vurucak beni) Neyse, ikimiz de iyi arkadaşlar olduğumuzdan benim izlemediğim İncir Reçeli'nde ve Serap'ın izlemediği benim izlediğim Aşk Tesadüfleri Sever'de karar kıldık. Böylece hem durum eşitlenmiş olacaktı, hem de izlemediğimiz filmleri izleyip bu korkunç sosyal baskıdan kurtulacaktık.


Eve geldik, her şey yolunda, yanlış hatırlamıyorsam havalar bozmaya başlamış, yani evde film izlemek için bütün şartlar olgunlaşmış durumdaydı. Ama o da ne?! Bilgisayarım dvd'leri çalıştırmadı. Allem etti, kallem etti, çalıştırmadı. Fanı dile geldi, bilgisayardan acayip sesler çıkmaya başladı, çalıştırmadı. Cd bilgisayarın içinde hapsoldu, yanıt vermedi, yine çalıştırmadı. Şansımıza küserek o gece filmlerden vazgeçtik, biralara döndük. Ertesi gün, Serap kendi bilgisayarıyla çıkageldi. Evet bu sefer yıkacaktık makus talihimizi. Yine kanepeye konuşlandık, taktık cd'yi bilgisayara. Ama o da ne?! Fısıldasam filmin sesini bastırıyor arkadaş, bütün kapıları pencereleri kapattık ses dağılmasın diye, sokaktan bir araba geçiyor, biz kulağımızı bilgisayara yapıştırıyoruz, yine duyamıyoruz. Yine o sinirle filmleri kapattık, biralara döndük. Birkaç gün sonra da, Altınoluk'tan ayrılırken, birimiz çantamızda Aşk Tesadüfleri Sever, birimiz İncir Reçeli ile döndük evlerimize.

O gün bugündür İncir Reçeli gözümün içine bakmakta. Ve ben o gün bugündür "İncir Reçeli'ni izledin mi?" diyenleri susturmakla uğraştım. Kötü huyumdur, ekşi sözlük'ü açar bakarım, gözüm spoiler'lara kayar. Onu bile yapmadım. Otobüsteki filmlerin listesinde  gördüm, ilk sahneyi izledim, yine dayanamayıp kapattım. Sen onca zaman filmi sakla, içinde besle büyüt, sonra bi karış otobüs ekranında izle, yook bu kadarına göz yumamazdım. Gel zaman git zaman, hasta olduğum şu günlerde İncir Reçeli'ni aldım, battaniyenin altına büzülerek filmi izlemeyi başardım! Çünkü İncir Reçeli, nasıl desem, bir sosyal duruş, hayata bakış açısı, ne biliyim havalı bi' belirtili isim tamlamasıydı benim için. Zira daha fazla mücadele edemeyecektim, ya biri ağzından kaçıracaktı, ya da bi yerlerden duyacaktım. Bunca zaman tüm bunlardan kaçabilmek büyük başarıydı benim için. O yüzden göğsümü gere gere söyleyeceğim bundan sonra soranlara; "EVET! İncir Reçeli'ni izledim."

İyi haftasonları sevgili sinemaseverler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...