18 Şubat 2013 Pazartesi

Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita



Şu sıralar okumam ve heyecanla anlatmam gereken başka bir Ece Temelkuran kitabı olması gerekirdi, farkındayım. Zira ben de çoğu Ece Temelkuran sever gibi Düğümlere Üfleyen Kadınlar'ı okumak için sabırsızlanıyorum. Ama ondan önce, bahsetmek istediğim başka bir kitap var.

Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita'yı ne zaman aldığımı tam olarak hatırlamıyorum. Büyük ihtimalle Muz Sesleri ve Ağrı'nın Derinliği'ni okuyup çok keyif aldığım bir dönemde almış olmalıyım. Muz Sesleri güzel bir roman, ancak Ağrı'nın Derinliği benim için daha özel bir yerde. Ermeni meselesi hakkında okumaya sıfırdan başlayacaksanız, biraz da karşı tarafın gözünden bakabilirim, alınmam diyebiliyorsanız, mutlaka okunması gereken bir kitap. Kitap boyunca Ece Temelkuran'la Ermenistan'a, oradan Fransa'ya ve son olarak Amerika'ya gidiyorsunuz, oralarda yaşayan Ermenileri anlamak için. Sözün kısası, ben Ece Temelkuran ile gezmeyi çok sevmiştim.

Daha sonra, Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita benimle geldi, itiraf etmeliyim ki birkaç sayfa okudum ve bıraktım. Dediğim gibi, o dönemde etkilenip almışım, ama neyden etkilendiğimi tam olarak bilmiyorum. O aralar Venezuela ile ilgilendiğimi sanmıyorum. Ancak şuna her zaman inanırım, her kitabın bir zamanı vardır. O anda okumuyorsam, ama yine de almışsam benim için bir anlamı mutlaka vardır, ve mutlaka bir gün o anlamı bulacağımdır. Bu yüzden de, kitaplığımda okunmayı bekleyen kitaplarım hep olmuştur.

Kendimi romanlara vurduğum şu sıralarda, bu sefer nasıl olduysa elim Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita'ya gitti, ve bu sefer Ağrı'nın Derinliği'ne benzer bir tat alarak okudum. Kitabın arka kapağında da dediği gibi, bu kitap bir gezi kitabı değil, turistik bir Venezuela güzellemesi hiç değil. Pek bilmediğimiz, pek de ilgilenmediğimiz bir coğrafyada, Venezuela'daki devrime şahit oluyorsunuz. "Başka bir dünya mümkün" diyen insanların var olma savaşlarına şahit oluyorsunuz. Venezuela'yı gezen Ece Temelkuran devrimin selamını getiriyor bize. Nasıl ki iletilmeyen selamın ağırlığı kalır insanın üzerinde, Ece Temelkuran'da böyle bir ağırlık olmasını istemem, çünkü ben selamını aldım. Satır altı çizmek gibi bir adetim olmamasına rağmen, pek çok yerin altını çizmek istedim, çok etkilendiğim kısımlar oldu. Hangisini anlatsam burada yavan kalacak biliyorum, o yüzden okunmasında yarar var diyorum. Türkiye'den dünyayı sadece Avrupa, Abd ve Orta Doğu ekseninde görenler için ilginç bir deneyim olacağına inanıyorum. Başka bir dünya mümkün müdür, neo liberal egemen dünyada sosyalizm galip çıkar mı bilmiyorum, ama kitapta bir yerde Ece Temelkuran'ın dediği gibi, sorularımız değişiyorsa, değişim mümkündür.

Sorularınızı değiştirmeye, ve Latin Amerika'nın gözleriyle dünyaya bakmaya hazırsanız, okuyun derim. Çünkü kitap sadece Venezuela'nın değil, tüm Latin Amerika'nın hikayesi aslında.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...