19 Mart 2010 Cuma

Sanrı

Çocukluğumu saymazsak, bugüne kadar çektiğim en büyük hasret İstanbul hasretidir muhtemelen. Lisedeki İstanbul sayıklamalarım bir yana, hepsinin toplamından fazlasını Malta'dayken hissetmiştim İstanbul için.

Şimdiyse, hafif de olsa ateşli bir halde bilgisayar başında ne işim var bilmiyorum, ama garip bir özlem var içimde. Uzun zamandır, her ateşlendiğimde mutlaka gördüğüm hep aynı kabusların yerine, Cunda'daki buzlu badem tezgahlarını görüyorum bu sefer. Hava kararmış, satıcı buzlu badem arabasını ağır ağır itmekte, içindeki lamba bir o yana, bir bu yana sallanıyor.

Boğazım düğümleniyor.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...