2 Haziran 2012 Cumartesi

2.Gün: Sevdiğim ve Sevmediğim 5 Şey

"Sana bir iyi bir kötü haberim var, hangisinden başlayayım?" dendiğinde  hangisini seçersiniz; iyiyi mi, kötüyü mü? Ben genelde kötü haberi önce alıp sonrasında iyiyle teselli bulmaya çalışanlardanım. O halde, sevmediğim 5 şey ile başlıyorum;

- Hayvanlara işkence. Kesinlikle ve kesinlikle sevmediklerim arasında ilk sırada yer alır. Savunmasız bir canlının orantısız bir güç kullanarak canının acıtılması beni kızdırır, sinirlendirir ve üzer. Tekmelenen kedi veya taşlanan bir köpek gördüğümde asla sessiz kalamam. Bir de şöyle bir şey var; Yunuslara Özgürlük!

- Ağaçların kesilmesi & Orman yangını. Otoban yapmak için genişletilen yollar ve kesilen ağaçlar, en sevmediklerim arasında. Bir de orman yangını var ki, o çok daha can acıtıcı. Ayvalık'taki yangını hatırlamak hala içimi acıtır, Çanakkale girişindeki kaybolan ormanı, ve yarısı yanmış ağaçları görmemek için başımı çeviririm.

- Kadına şiddet. Bunları peş peşe yazınca ben bile kendimi yapmacık hissediyorum ama, bir kadın olarak, kadına şiddetten bahsetmemek olmazdı. Şimdi burada cinsiyet ayrımcılığı, kadına şiddet, eşitsizlik gibi nedenleri açıklayacak değilim, ancak her kadın gibi bu durumdan rahatsızım.

- Zorunluluk. Karşı duramadığımız, yapmak durumunda kaldığımız zorunluluklar. Bu lisedeyken giymek zorunda olduğum ceket de olabilir, yapılan bir emri vaki de olabilir, hoşlanmadığım bir şeyi karşımdakini üzmemek için yemek zorunda oluşum da olabilir. Seçme şansım yoksa, ve tek seçenek benim istemediğim bir şeyse, onu sevmem.

- Korsan kitap. ASLA almayacağım, büyük konuşacağım ender şeylerden biridir korsan kitap. Neden korsan albüm, veya korsan film değil diyebilirsiniz. Kitaplara olan sevgim burada az çok belli, o yüzden sevdiğim bir şeyin en güzeli, düzgünü, ve yasal olan yolu varken korsan kitap asla almam. Kaldı ki takıntılı bir insanım, eksik sayfa veya yanlış basım gibi kötü sürprizlere hiç gelemem :)

Sevmediklerim bittiğine göre... Evet şimdi biraz sakinleşebilirim. Gelelim sevdiklerime;

- Yaz. Yaza dair her şey; güneşi, denizi, sahili, körfezi, havası, suyu, meyvesi, sebzesi, kısacası her şeyiyle yaz mevsimini seviyorum. İlerde bu konuya daha detaylı değineceğim :)

- Dostlarla çevrili rakı sofrası. Daha mutlu, daha keyifli bir an düşünemiyorum.

- Sabahlamak. Eğer biz gece insanlarına alternatif bir hayat şansı verilseydi, daha mutlu bir hayat düzeni kurabilirdim. Sabahlamanın farklı bir büyüsü var çünkü, çoğunluk uyurken düşünmeye, okumaya, yaşamaya daha güzel zamanlar kalıyor diye düşünüyorum. Yeni gün başlarken, şehir uyanırken, sabah serinliğinde uykuya dalmanın keyfi başka.

- Yolculuk. Ne şekilde, hangi vasıtayla, kiminle ve nereye olduğu önemli değil. Yollar akıp giderken mutlu oluyorum çünkü,  yolculuk için de sabahlamakla aynı hisleri besliyorum, daha farklı düşündüğüm, daha farklı hissettiğim bir zaman dilimi benim için.

- Altınoluk. Çok sahil kasabası sevdim, çok yazlık yerlerde bulundum, ona yakın sevdiklerim de oldu ama kimseyi onun gibi sevemedim. Çocukluğum, dünüm, şimdim ve gelecek zaman'ım benim, Altınoluk'um.

Bu da en az birinci gün kadar zorlandığım bir bölüm oldu, önümüzdeki günlerde daha kolay sorular gelecek ve ben çok daha rahat yazacağım, inanıyorum! =)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...