23 Mayıs 2013 Perşembe

Komşuya Gittim Geldim: Kos 3.Gün

Gezinin birinci günü için sizi buradan, ikinci günü için ise şuradan alalım.

***

Üçüncü günümüz aynı zamanda dönüş zamanı olduğu için, feribot saatine kadar bizi yoğun bir program bekliyordu. İlk durağımız, ilk yazıda bahsettiğim Asklepion'du, yani adadaki antik hastane. Burası bizim Bergama'dan da eskiymiş. Hala yemyeşil ve o kadar güzel bir havası var ki, buranın şifahane olmasına şaşmamalı.

Harita sevgim geçmek bilmiyor.

Buradaki oksijeni düşünebiliyor musunuz?

Tepeden Asklepion manzarası.

Asklepion sonrası, eski Türk köylerinden biri olan Pyli'ye doğru yola çıktık. Buradaki Türk evlerine mübadele sonrası yerleşen olmamış. Bölgeye yeni gelen insanlar kendi evlerini yapmayı, ve bu evleri de olduğu gibi bırakmayı tercih etmişler. Pyli'de eski tipik bir Rum evini ziyaret ettik. Doğruyu söylemek gerekirse, ben arada pek bir fark göremedim. Daha doğrusu, Ege yöresi evleri, eşyaları bana değişik gelmediğinden, fazla ilginç bulmadım. Benim gibi düşünenler de aynı fikirde olacaklardır. Ama tamamen farklı kültürden gelen biri, örneğin bir İskandinav turist bunu çok değişik bulabilir. Yine de göreceğim derseniz, giriş 1.5 euro, çıkışta tarçın likörü de ikramları :)



Böyle yerlerde en çok fotoğraflar hüzünlendiriyor beni.



Ne olursa olsun, sardunyaların bu pencerelerle ve taş duvarlarla olan uyumunu çok seviyorum.

Pyli'den sonra Zia köyüne doğru yol aldık. Gezi bizim için bir anlamda yemek haline geldiğinden, öğle yemeğini sabırsızlıkla beklemeye başladık. Zia çok küçük, şirin bir dağ köyü. Kalymnos adasını tepeden görüyor, sağlı sollu ufak hediyelik dükkanları var. Üstelik bu dükkanlar genel olarak merkezden de daha ucuz. Biz yemeğimizi Zia'daki en meşhur restoranlardan birinde, Oromedon'da yedik. Kırmızı et seviyorsanız kuzu tandırı deneyin derim, ben pek kırmızı et sever olmasam da, buna rağmen tavsiye edebilirim. Öğlen gittiğimiz için çok sıcaktı, yüksek diye serin olmasını beklerken hiçbir fark göremedik. Burada akşamüstü bulunmak isterdim, karşı adadan güneşin batışını görmek eminim çok güzel olurdu.

Zia'nın hediyelik dükkanları.



Bahsettiğim Oromedon manzarası. Karşısı Kalymnos.

Zia sonrasında, 16.30 feribotuna yetişmek üzere Kos'a doğru yol aldık. Daha önce bahsettiğim gibi, yine uzuuuun bir pasaport kuyruğu vardı, üstelik bu sefer günlerden Pazar olduğu için geldiğimiz halinden bile kalabalıktı. Feribotun kalkmasına beş dakika kala biz hala sıradaydık, en sonunda kapıdaki görevlilerden biri bizim feribotun ismini anons etti de, o şekilde önden girebildik. 

Kos kalesi ve liman.

Diğer feribota akın eden insanlar.

Adaya son bakış.

Neden bilmiyorum, her ada dönüşünde -hangisi olursa olsun- feribotla ayrılırken kendimi çok kötü hissediyorum. Sanki adalar karalardan kopuk oldukları için, sadece ana karadan değil de, gerçek hayattan da izoleymiş gibi geliyor. Sanırım ben gerçek hayata dönmeyi sevmiyorum :) Kos çok güzeldi, gittiğim ilk Yunan adası değildi ama son da olmayacak, onu biliyorum. Üç gün çok güzel geçti, ve Kos dendiğinde aklıma tek bir kötü şey bile gelmiyor. Eğer vaktiniz varsa, bize çok benzeyen komşuyu ziyaret edebilir, aynı dili konuşmasanız da çok rahat iletişim kurduğunuzu fark edip şaşırabilirsiniz. Siyasiler anlaşmasa da olur, ama biz halkların kaynaşmaması için bir sebep yok, öyle değil mi?




2 yorum:

  1. Merhaba, yazınızı çok beğendim:) Kos'ta nerede kaldınız acaba, adıdnı öğrenebılır mıyız ?

    YanıtlaSil
  2. merhaba Bahar, teşekkürler :) yanlış aklımda kalmadıysa Kos Hotel Intercontinental'de kalmıştık ama pek merkezi bir otel değildi, oteller bölgesinde kalıyordu. Ama otelden çok memnun kaldık. Yine de başka seçenekler için booking.com 'u öneririm, pek çok oteli oradan inceleyebilirsiniz.

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...